1929 Dünya Ekonomik Buhranı; Kara Perşembe

“Borsada beklentiler satın alınır gerçekler satılır” diye bir deyim vardır. Kara Perşembe öncesi Amerikalılar tam da bunu yapmış, beklentileri satın almıştı. Borsa’da değer endeksleri bir yıl öncesine göre 4 kat artmıştı. 1928 yılında 191 olan Dow Jones Endeksi 1929 yılına gelindiğinde 382′ye ulaşmıştı. 1928 Haziran’ında kredi borcu ile alınan hisse senetlerinin değeri 5 milyon dolardı, 1929 Eylül’ünde 850 milyon dolar oldu. Amerikalılar gerek ellerindeki nakit parayla gerekse kredi borcuyla deli gibi hisse senedi alıyordu. Aynı aylarda, fiyat/kazanç oranı 10’dan 20’ye yükselmiş ve daha da yükselmesi beklenmiştir.

Aslında kara olan perşembe değil dünya ekonomisinin içinde bulunduğu durum ve dengesizlikti. Tıpkı bugün olduğu gibi. Dünya ekonomik buhranı öncesi görünürde her şey normaldi. Refah ve zenginlik seviyesi hat safhadaydı. Amerika’da otomotiv, enerji, teknoloji ve sanayinin birçok dalında tam bir üretim patlaması yaşanıyordu. Eskiden zenginlere özel ayrıcalıklardan olan tatile her kesimden insan gitmeye başladı. Amerika’nın güneydeki tatil bölgeleri özellikle Florida’da arsa ve emlak fiyatları tavan yaptı. Herkes Florida’da gayrimenkul yatırımı yapmak için yarıştı. Şehrin bataklıklarına bile akıl almaz rakamlar ödendi.

Kükreyen 20′liler Dönemi: Akla gelebilecek bütün sektörlerden her gün bir buluş haberi geliyordu. Sürekli yeni fabrikalar açılıyor, ücretler ve tüketim artıyordu. Henry Ford başta olmak üzere bir çok iş adamı seri üretime geçti. Amerika’da 6 milyon olan araba sayısı kısa sürede 27 milyona yükseldi. Henry Ford işçi ücretlerini günde 5 dolara yükselttiğine belki kendisi bile inanamadı. Tarihte ilk kez işçiler kendi ürettikleri arabaları alma imkanına sahip oldular. Elektriğin evlere gelmesi Amerika’lılar için devrim oldu. Evlerin baş köşesine kurulan önce radyo ardında televizyon oldu. Caz müzik “Kükreyen 20′liler”in sesi oldu adeta. Tarihin ilklere doymak bilmediği yıllar diyebiliriz. ‘Amerika demokratikleşiyor’un sembolü oldu naylon çoraplar.

Tarihte ilk kez asil zengin leydiler ile işçi kızlar aynı ürünü kullanmaya başladı. Kadınlar inanılmaz bir şekilde iş hayatına girdi. Çalışan kesimin beşte biri kadın oluverdi. Etekler ve saçlar biranda kısaldı. Hanım hanımcık kızların yerine, umuma açık yerlerde sigara içen, argo konuşan, kavga eden kadınlar geldi. Evlilik öncesi ilişkilerin, boşanmaların artması ve doğum kontrol yöntemlerinin ulu orta konuşulması geleneksel amerikan aile hayatının dağıldığının göstergesiydi.

Wall Street ve Amerika Ekonomisi

Hisse senetleri 1929 Dünya Ekonomik Buhranı; Kara Perşembe1929 Kara Perşembe Hisse Senetleri Gelir dağılımındaki dengesizlik gün geçtikçe büyüyordu. Amerika’da nüfusun %5′i toplam gelirin%33′ünü elde ediyordu. Tekelcilik o derece arttı ki Amerika ekonomisinin %50′si 200 holdingin elindeydi. Herhangi bir holdingin batması bile devlet ekonomisinde infial etkisi yaratabilirdi. Devlet hiçbir denetim yapmadığı gibi piyasalara müdahale de etmiyordu. Ayrıca yanlış para politikaları neticesi gelir-gider dengesi alt üst olmuş sermaye dağılımı kontrolden çıkmıştı. Wall Street’e hukuki ve siyasi boşluklardan yararlanarak yapılanmış neydiği(ticari-yatırım) belirsiz bankacılık sistemi hakim olmuştu. Sermaye esasları, rezerv ve kredi oranları, mali tablolar hepsi gözardı edilmişti.

Perşembe’nin Geleceği Çarşamba’dan Belli Olur

Roger W. Babson, MIT mezunu bir mühendisin 5 Eylül 1929 perşembe günü ulusal iş konferansında “Borsanın çökmesi kaçınılmaz ve sonuçları çok kötü olabilir!” demesi önce yalancı sonra kahin ve en sonunda dünya tarihinin en büyük finans uzmanlarından biri ilan edilmesine sebep oldu. Babson’un açıklamaları buhranın geleceğini işaret eden ilk kıvılcımdı. Açıklamalardan sonra piyalasalarda iki haftalık sessizlik hakim oldu. Ancak bu fırtına öncesi sessizlikti. Ardından 21 Ekim 1929 Pazartesi günü sabahı yabancı yatırımcılar, Hollandalılar ve Almanlar, hisse senetlerini ellerinden çıkarmalarıyla başladı. 21, 22, 23 Ekim günleri üç gün içinde Dow Jones Endeksi 382’den 299’a düştü.

ve 24 Ekim Perşembe nâmı diğer Kara Perşembe; Kükreyen 20′li çağının sonu gelmiş, büyük çöküş başlamıştı. İnsanlar paniğe kapıldı. Hisselerin yerle bir olması ve inanılmaz düşüşü bir anda kaos ortamını oluşturdu. Herkes varını yoğunu harcayarak aldığı senetleri çok ucuza hatta yok pahasına satıyordu. Günün sonuna gelindiğinde korkunç bilanço ortaya çıktı. Borsa çalışanları o gece sabahladılar, araya hafta sonu tatili girdi. Olup bitenin ciddiyeti ancak pazartesi sabahı anlaşılmaya başladı. 29 Ekim Pazartesi sabahı borsa açıldığından birkaç saat sonra fiyatlar bir yıl öncesinin kârını sıfırlayacak kadar düştü. Dow Jones Sanayi Ortalaması 230’a indi. Panik malûm insandan insana sirayet eden çok güçlü korkuyu ifade eder. Wall Street‘in çöküşü insanları paniğe sürükledi. Binlerce insan, büyük spekülatörler değil, küçük tasarruf sahipleri, sıradan insanlar, perişan oldular. Daha da kötüsü, topladıkları mevduatla borsa oynayan bankalar da ardarda batmaya başladılar. 4000 banka, hesap sahipleri veznedara yaklaşıp paralarını kurtarmak için birbirlerini çiğnerlerken battı. İnsanlar birbiri ardına intihar etmeye başladı. Otel odaları intihar mekanları oldu. Kimi silahla kimi balkonundan kendini atarak yaşamına son verdi. Amerika’lı mizahçı Will Rogers bir demecinde;

New York otellerinde resepsiyon görevlileri gelen konuklara soruyor: “Uyumak için mi yoksa atlamak için mi oda istiyorsunuz? Atlamak için pencere istiyorsanız kuyrukta beklemeniz gerekiyor.” durumun vehametini nükteli bir şekilde anlatıyordu.Amerika’nın 1929 yılı başında 103 milyar dolar olan milli geliri 1930′da 55 milyar dolara düştü. Büyük küçük 60 bin fabrika kepenk kapattı. Dünya genelinde 50 milyon insan işsiz kaldı. 200 bin Amerika’lı evsiz, yurtsuz ortada kaldı. New York Times gazetesi ailelere “ucuz kalori, protein, mineral, tuzlar ve gerekli vitaminleri elde etmek için ekmek ve sütle yetinmelerini” öğütlüyordu. Ancak süt ve ekmek alabilmek için de çalışmak zorunluydu. Oysa göğüslerine astıkları afişlere, “haftada 1 dolara çalışmaya hazırım” yazan işsizler bile iş bulmakta zorlanıyordu. İnsanlar bir süre Lidya’lılardan önceki takas dönemine döndü. Ticaret ve alışverişte para yerine takas usulünü kullandı. 1929 Dünya Ekonomik Krizi öncesi dolar milyarderleri olanlar pazarlarda sebze-meyve satmak zorunda kaldılar.

1929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın Avrupa’ya Etkisi

Dünya ekonomik buhranın Avrupa’da etkisi Amerika’dan çok daha ağır oldu. I.Dünya Savaşı’nda İngiltere ve Fransa galip çıksalarda inanılmaz şekilde tahrip olmuşlardı. Almanya yenilen olarak zaten bitmişti. Amerika böyle bir ortamda “Kükreyen 20′li” yılların teknolojik ve sanayi gelişimini arkasına olarak Sovyetler hariç tüm dünyayı göbeğine bağladı. 1920′li yıllarda dünya sanayi üretiminin %45′ini Amerika’nın yaptığını söylersek sanırım bağlılığın vehameti ortaya çıkar. Amerika yukarıda anlattığımız üretim ve ihracaat gücüyle Avrupa devletlerine hesapsızca kredi verdi. Avrupa devletleri büyük miktarda aldıkları kredi borçlarını ödemekte zorlandı. İngiltere borçları geri öderken Uzak Doğu ve Güney Afrika altın rezervlerini kullandı. Fransa’da Orta ve Kuzey Afrika’daki yer altı yer üstü kaynaklarını Amerika’ya bağladı.

Öyle ki “Amerika hapşırsa dünyanın geri kalanı nezle olacaktı”. İlk ve en büyük etki Avusturya’da yaşandı. Avrupa’nın en önemli bankalarından Credit Anstalt iflas etti. Tarım ürünleri dışında hiçbir ülke mallarını satabilecek pazar bulamadı. İngiltere ekonomide 86 yıldır uyguladığı Serbest Mübadele politikasını terk etmek zorunda kaldı. Almanya, Fransa ve İngiltere’ye olan borçlarını ödeyemez hale geldi. Almanlar 1 el arabası mark ile 1 ekmek aldıkları hiperenflasyonlu günlere geri dönmekten korktular. Avrupa açısından ekonomik krizin yol açtığı siyasi kriz ve ardından liberal hükümetlerin yerini tek tek diktatörlere bırakması daha kötü sonuçlara sebebiyet verdi. Almanya’da Naziler, İtalya’da Faşistler, İspanya’da Franco, Yugoslavya’da Tito, Romanya’da Nikolay Çavuşesku ve Sovyetlerin etkisiyle diğer balkan devletlerinde diktatörler yönetimleri eline aldılar. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, Kara Perşembe’nin Türkiye’ye etkileri ve ülkelerin krizden çıkışlarını diğer yazılarımızda ele alacağız.