Bu dünya sana da kalmaz

Bu dünya sana da kalmaz

Yazıyı kaleme alan Abdullah Varol eğitim-öğretim işleriyle ilgilenen bir kardeşimizdir. 

Bu dünya sana da kalmaz Misafir Yazar: Abdullah Varol   Dünya fani ve gelip geçici. Mezarlıkların önünden geçerken görürsünüz. "Her canl

Eskileri özlettirecek duygusal bir yazı
Anne baba olmak hiç bu kadar zor olmamıştı
Pazarlık etmek bir sanattır

Bu dünya sana da kalmaz

Misafir Yazar: Abdullah Varol

 

Dünya fani ve gelip geçici. Mezarlıkların önünden geçerken görürsünüz. “Her canlı ölümü tadacaktır” yazısını. Yaşarken idrak edemiyoruz bunu. Bu dünyanın kimseye kalmayacağını güzel bir hikaye ile anlatmaya çalışalım.

Halife Harun er-Reşid’e, o zamanın Fransa kralı bir gülfidanı hediye etmişti. Harun Reşid, o gülfidanına çok itibar göstererek bahçıvana verdi. Ve:

—Buna iyi bak. Bahçeye dik. Yetiştiği zaman da ilk çiçeğinden bana ge­tir, dedi.

Bahçıvan gülü bahçeye dikti. Gül çok güzel olmuştu. Aradan zaman geçti, çok güzel bir gül açtı. Bahçıvan gülü koparmak için o tarafa doğru giderken, gülün dalma konmuş bir bülbülün yanık yanık öttüğünü görüp onu seyre daldı.

—Nasıl olsa uçar gider. Ben de ondan sonra koparırım, diyordu. Fakat yazık ki, bülbül bir hayli öttükten sonra gülü darmadağın etti. Bahçıvan çok üzülmüştü.

Ne diyecekti şimdi padişaha… Doğru padişahın huzuruna çıkıp mese­leyi anlattı ve üzüntüsünü bildirdi.

Halife üzülmemesini söyledikten sonra:

—Bu dünya etme bulma dünyası derler. Bu dünya bülbüle de kalmaz, canın sağ olsun, dedi ve bahçıvanı affetti.

Aradan zaman geçti. Bahçıvan bir gün o bülbülü bir yılanın yutmak­ta olduğunu görüp doğru halifenin huzuruna çıkıp vaziyeti anlattı.

–   Efendim, keramet gösterdiniz. Hakikaten dünya bülbüle kalmadı, dedi.

Padişah yine aynı söyleri tekrarlayarak:

–  Bu dünya yılana da kalmaz. O da bir gün belasını bulur, dedi. Aradan bir müddet zaman geçti. Yine aynı yılan bahçe sulamakta olan bahçıvanın ayaklarına doğru hücum etti. Bahçıvan yılandan daha çabuk davranıp elindeki kürekle yılanı or­tadan ikiye böldü ve öldürdükten sonra halifenin huzuruna çıkıp mese­leyi anlattı.

–Efendim yine doğru söylediniz. Bu dünya yılana da kalmadı. Halife yine aynı şekilde:

—Bu dünya sana da kalmaz bahçıvan sende gidersin bir gün dedi. Sarayda işlediği suçtan ötürü padişah bahçıvana kızıp idamına ka­rar verdi. Cellâtları çağırdı, bahçıvanı ellerine vererek kellesini kesmelerini söy­ledi. Cellâtlar adamı alıp götürdüler. Fakat hüküm gereği infaz edilmeden önce bir isteği olup olmadığını sordu­lar. Bahçıvan:

—Var bir isteğim ama onu ancak padişaha söylerim, başkasına söyle­mem hiçbir mana ifade etmez, deyip padişaha götürmelerini istedi.

Bahçıvanın bu isteği cellâtların çok acayibine gitmişti. Durumu hali­feye haber verdiler. O da görüşmeyi kabul edip ne diyeceğini sordu.

Bahçıvan:

—Sultanım, mesele malumunuzdur. Bu dünya bülbüle, yılana ve bana kalmadığı gibi sana da kalmaz. Sen beni en ufak bir sebepten cellâtlara teslim ettin.

Bu yalancı dünyanın sana kalacağını mı sanıyorsun. Bu dünyaya etme bulma dünyasıdır, derler diyen sendin. Onun için bu dünya sana da kalmaz dedi ve söyleyeceğim bundan ibarettir dedi.

Padişah şöyle bir düşündü. Bahçıvanın cevabını beğendi. İdam etmekten vazgeçti. İşte böyle sevgili okurlar. Bu dünya size de kalmaz bize de. Vaktimizi nakit bilip günlerimizi boş geçirmemeli ebedi ahiret hayatımız için çalışmalıyız.

Yorumlar

WORDPRESS: 0
DISQUS: