Ders veren ibretlik hikayeler

Ders veren ibretlik hikayeler

Ders veren ibretlik hikayeler Buğday ve Yulaf tohumunun ibretlik hikayesi Bahar mevsimi, toprak içinde iki tohum yan yana yatıyorlardı. Buğday tohum

Zengin olmak isteyen 2 adamın hikayesi
İbret veren semerci hikayesi
Günü verimli kullanmak için 5 şey

Ders veren ibretlik hikayeler

Buğday ve Yulaf tohumunun ibretlik hikayesi

Bahar mevsimi, toprak içinde iki tohum yan yana yatıyorlardı. Buğday tohumu yanındaki yulaf tohumuna seslendi:

– Ben köklerimi toprağın derinliklerine salmak, filizimi toprağın üstüne uzatmak istiyorum. Baharın müjdecisi olmak, ileride tomurcuklar açmak ve güneşin sıcaklığını yapraklarım üzerinde hissetmek istiyorum. Rüzgar yavrusunun başını okşayan baba gibi okşasın istiyorum.

Yulaf tohumu korkulu bir sesle:

– Ben korkuyorum. Köklerimi salarsam kurtlar kemirmeye kalkar, filizlerimi toprağın üstüne gönderirsem belki de kuzular beni bekler. En iyisi uygun zamanı beklemek. Hem burada sırtüstü yatmak, bana çok zevkli görünüyor. Elimi sıcak sudan soğuk suya sokmak, yeni bir maceraya sürüklenmek istemiyorum.

Buğday tohumu:

– Yeteneklerimi geliştirmek, başarmak, özgürce gökyüzünü seyretmek istiyorum. Tembellik, miskinlik bana göre değil.

Buğday tohumu, arkadaşıyla yollarını ayırdı. Köklerini toprağın derinliklerine saldı. Filizlerini toprağın üstüne uzattı. Filizleri kısa sürede yaprağa dönüştü. Her sabah güneşle selamlaşmak, kuş sesleriyle tanışmak, rüzgarın kıllarında sallanmak hoşuna gidiyordu. Muhteşem bir duyguydu. İyi ki yerinden fırlamış çalışmış ve köklerini salmayı başarmıştı.

Yulaf tohumu, uygun zamanı bekliyordu. Tembel tembel yatmakta denebilir. O sırada baharın gelmesiyle toprağı eşeleyen tavuk gagasıyla yulaf tohumunu buldu ve bir lokmada yutuverdi. Yulaf olmayı göze alamayan tohum gübre oldu. Gerçek hayatımızda bu hikayelerin aynısını pek çok defa bizzat yaşamış veya çevrenizde görmüşsünüzdür. Sizin seçiminiz hangisi? Buğday olup özgürlüğün, güneşin, rüzgarın, hayatın tadını çıkarmak mı? yoksa yulaf olup gübre olmak mı?

Sır verip ser vermeyen Server Baba

(Server Baba) namında bir velinin yaşadığı zamanda devlet maliyesi çok sıkışık duruma düşer. Padişah şöhretini duyduğu veliye haber gönderir. Veli de bir miktar iksir tozu gönderir, bakır eritilen kazanlara atılmasını söyler.

Yalnız aynı kazandan bir kepçe kendisine verilmesini ister. Kendisine verileni de fakirlikten şikayet eden dervişine aynen verir. Bir müddet sonra padişah bu sırrın kendisine öğretilmesini Server Baba’dan ister ve ısrar eder. Server Baba, “bu mümkün değil, lakin bir kolayı var. Ben bu sırrı yazar dilimin altına koyarım. Siz de beni idam eder alırsınız. Başka çare yok” der. İdam edilir. Dili altından alınan kağıtta sade şu söz yazılıdır: “Ser verip sır vermeyen Server Baba”. Eyvah ser de gitti sır da gitti, derler. (Ser ver, sır verme) demektir.

Başarmak için koşmak yetmez

İki arkadaş ormanda geziyorlardı. Birden korkunç bir Aslan kükremesi duydular. İçlerinden biri gelişi güzel paldur küldür koşmaya başladı. Öteki eğilip ayakkabısının bağcıklarını bağlamaya başladı. Koşan arkadaşı geriye dönüp baktığında arkadaşının lüzumsuz bir iş yaptığını görünce:

  • – Ne o, aslanı mı geçeceksin?
  • – Hayır, seni geçeceğim!

İş veya öğrencilik hayatını anlatan meşhur ve en güzel örneklerdendir. Geçilirseniz kaybedersiniz. Konuları ne kadar bildiğinizin, kaç soru çözdüğünüzün, çok iyi bir eleman olduğunuzun önemi yok. Onun için durmak yok koşmaya devam…

Yorumlar

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0