Dini isimlerin yozlaştırılması

Dini isimlerin yozlaştırılması

Dini isimlerin yozlaştırılması Tiyatro ile başlayan dini terimleri karalama ve yozlaştırma faailiyetleri yeşilçam ve sinema ile doruk noktasına ulaşt

Bir müslüman olma hikayesi – Yusuf İslâm
Başörtüsü hakkında bir değerlendirme
Yürekleri burkacak yazı dizisi — kültürel değişim 2

Dini isimlerin yozlaştırılması

Tiyatro ile başlayan dini terimleri karalama ve yozlaştırma faailiyetleri yeşilçam ve sinema ile doruk noktasına ulaştı. Eleştirmek, yanlışlarını göstermek gayet doğal. Lakin yozlaştırmak farklı bir şey.

Şaban ismi ve anlamının yozlaştırılması

“Şaban” kelime olarak “ patika” manasına gelen ve faydalı bir yol anlamında kullanılan “sî’b” mastarından türeyen ve İslam literatüründe çok önemli bir mevkisi olan kelime. “Şaban” üç aylar dediğimiz faziletli aylardan biridir aynı zamanda.

Hadis-i Şerif’te “Recebü şehrullah ve şa’bânü şehrî ve ramazânu şehri ümmetî” receb Hz. Allah’ın şaban benim ramazan ümmetimin ayıdır. buyurmuşlardır.

Anadolu’da da çocuklara bir zamanlar severek verilen bir ad idi. Ta ki “Şaban filmleri” çekilene kadar! Enteresandır bu filmden sonra bu ismin tercih edilmeyen hatta alay etmek için kullanılan bir sıfat olarak toplumdaki yerini alması da bu tarihten sonralara rastlar. Bu tarihten sonra tiyatro ve sinema üzerinden dini isimlerin yozlaştırılması hız kazanmıştır.

Kemal Sunal’ın başrolü oynadığı “Şabanoğlu Şaban”, “İnek Şaban” “ Şaban Askerde” “ Gurbetçi Şaban” “Şabaniye” gibi filmler bir bir beyaz perdeye indikçe bu güzel ve anlamlı isim toplum hayatında anlam kaymasına uğradı ve aptal, geri zekâlı, cahil anlamlarını çağrıştırmaya başladı! İnsanlar doğal olarak çocuklarına bu ismi vermemeye başladılar.

Recep, Şaban ve Ramazan mübarek isimlerine yapılan hürmetsizlik

Dikkat ettiniz mi belli bir yaşın altında bu ismin görülme oranı bir “Recep, Ramazan” ismine göre oldukça düşük ve hatta yok denecek kadar az!

“Hababam sınıfı” adlı oyunu kaleme alan yazar Rıfat Ilgaz tarafından bu ismin böylesine yozlaştırılıp, tesadüfen kullanıldığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir. Kastamonu Cide doğumlu olan yazar Eğitim Enstitüsü mezunu ve bir süre Türkçe öğretmenliği yapmış. Sabahattin Ali, Sabahattin Kudret, Mim Uykusuz gibi isimlerle birlikte “Makro Paşa” dergisi etrafında yazılar yazmaya başladı. Bir süre mesleğinden çıkarıldı ancak zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından ilginç bir şekilde yeniden atandı!

Rıfat Ilgaz’ın Şaban ismiyle sorunu nedir?

Neden eserlerinde bu ismi böylesine olumsuz karakter ve tiplerde kullandı acaba? İslam dininde önemli bir yeri olan bu isim neden ironik malzeme oldu yazara?

Siz Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerini duydunuz mu? Peki, nereli olduğunu, hangi bölgede etkin olup, halkın sevgilisi olduğunu?

Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri de tıpkı yazar gibi Kastomunu’da doğdu. Çok küçük yaşlardan itibaren gerek zekâsı ve yaşayışıyla öne çıktı ve zaman içerisinde göstermiş olduğu kerametlerle bölge halkının sevgilisi olup ve o coğrafyada hak yolcularının uğradığı ocak oldu ve yıllarca etrafını aydınlattı bu büyük Allah dostu. Bütün İslam âleminde zamanla ismi duyuldu ve Kastamonu merkezde Musa Faki Mahallesi, Güllüce caddesindeki türbesini akın akın insan seli ziyaret etmeye başladı.

Mesela yaygın anlatılan şu olay onun yaygın anlatılan kerametlerinden birisi:

“Kastomonu’da açtığı dergâhına halktan birisi gelir ve:

-Sen ne iş görürsün? Diye sorar.

Şaban-ı Veli Hazretleri:

-Ben kalp kalaylarım, diye cevap verir.

Vatandaş bunu ben ‘kap kalaylarım’ zannedip evine gidip bir çuval bakır tencereyi, leğeni alır gelir kalaştırmaya ve:

-Bunları kalaylayıver, der.

Şaban-ı Veli Hazretleri gülümser ve bozuntuya vermez:

-Biz kalp kalaylarız demiştik ama siz kap anlamışsınız. Yarın gelin tencerenizi alın demiş.

Ertesi günü vatandaş gittiğinde çuvalın açılmadığını lakin içindekilerin pırıl pırıl olduğunu görür.

Ilgaz dağlarının esintisi hem Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerine hem de çok sonraları dünyaya gelen Rıfat Ilgaz’a değdi ama ne yazık ki her ikisi manen aynı iklimin insanı değildi!

Bu büyük Allah dostunun bölgedeki nüfuzunu bilen ve bunu kinle ve nefretle karşılayan bu yazar bu ismi daha sonra yazdığı “Hababam” sınıfı adlı oyununda kullandı bilinçli olarak!

Kastomunu ve yöresinde bu Allah dostuyla ilgili birçok rivayet vardır. Halk arasında bu kadar çok sevilen, sayılan, etkisi hala ağırlığıyla hissedilen böylesine önemli bir zatın isminin aynı bölgeden yetişen bir yazar tarafından tabiri caizse “madara” edilmesi tesadüf sayılamaz kanaatindeyiz.

Kültür erozyonu, bilinçli bir şekilde gerek sinema yoluyla, gerek edebiyat yoluyla ve gerekse tiyatro, medya yoluyla “sanat” adı altında halkın bilinçaltına enjekte edildi yıllar yılı ve bu yapılırken nedense aynı hassasiyeti muhafazakâr camia gösteremedi.

Zira muhafazakâr kesim bütün bu alanları yıllarca gereksiz ve hatta boş işler olarak gördü. Ama belli bir kesim bu alanları öylesine içi dolu kullandı ki oldukça masum ve hatta çok hoşumuza giden ” Şaban filmleri gibi” çalışmalarla öldürücü vuruşlar yaptılar bizler uyurken!

İşte buyurunuz bir bakınız yirmi yaşın altında bu ismin kullanım derecesini lütfen bir araştırınız göreceksiniz ki artık genç “Şaban’larımız” yok. Kullanımdan düşmüş! Hepimize geçmiş ola

Yorumlar

WORDPRESS: 0
DISQUS: