Yazar Refik Halit Karay’ın; 1918’de ülkeyi terk eden İttihat ve Terakki’nin ileri gelenlerinden, Enver, Talat ve Cemal Paşa için yazdığı yazı:

Efendiler nereye?

Ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir acı kahvemizi içmeden; efendiler nereye? Yaz başlarında sırtı karnına yapışmış, sarı, sıska, cansız birtakım tahta kuruları çıkar, iğne gibi vücudumuza batar, derimizi haşlarlar, kanımızı emerler, sonra sabaha karşı etli, canlı, iri yarı, şuraya buraya kaçarlar… Galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahta kuruları nereye?

Galiba çoban göründü, köpekler havlıyor: Tok kurtlar nereye? Evde kedi geziyor: Koca fareler nereye? Galiba foyanız meydana çıktı. Yakanız ele geçecek; ziyankâr evlâtlar nereye?
Vurdular, kırdılar, yaktılar, yıktılar, astılar, kestiler, kızdılar, kavurdular; nihayet leşimizi meydanlara sererek yılan gibi kaçtılar. Memlekete düşmanları sokarak üstümüzden aştılar. Eli sopalı, beli palalı, gözü kapalı paşalar damdan dama nereye?

As deyince; sıra sıra dar ağaçları kurulur, yak deyince alev alev meşaleler tutuşur, bas deyince tabur tabur jandarmalar üşüşürdü. Elinizde zindan anahtarları, belinizde idam ipleri, sırtınızda dar ağaçları vilâyet vilâyet dolaştınız. Ali’ye çattınız, Veli’yi bastınız, Ahmet’i kazıdınız, Mehmet’i kavurdunuz, beş senedir her tarafta kargalara insan leşinden ziyafet çektiniz.

Muhalif mi? Al aşağı… Muharrir mi? Vur başına… A padişah olma heveslileri… Şam’da, Halep’te az daha adınıza hutbe okutup, isminize para bastıracaktınız! Mahalle kahvesinden bir adımda sadarete, meyhane iskemlesinden bir basışta nezarete (bakanlık), tulumbacı koğuşundan bir hamlede valiliğe eren bu türediler; nereye gidiyorlar?

Kendileri kürklere büründüler, milletin derisini soydular. Kasalarına altın doldurdular, bizim ceplerimize kağıt tıktılar. Halk sokaklarda pösteki kemirirken, onlar konaklarda ebabil beyni yediler, kuş sütü içtiler. Anamıza sövdüler, babamızı dövdüler, tırnaklarımızı söktüler.
Lâyığımız olan paşalar! Topumuzun kellesini kesmeden nereye?

Amacımız yenilikleri, modernleşmeyi veya günümüze ayak uydurmayı at gözlüğü takıp eleştirmek değil belgelerle dönem hakkındaki gerçekleri söylemektir. Bu konuda belgelerle geniş bir yazı dizisi yayınlayacağız bu nedenle İlber Ortaylı’nın sözüyle bitirelim:

Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı İttihat ve Terakkicilerle ilgili Timaş Yayınevi’nden çıkan Yakın Tarihin Gerçekleri Kitabında şu ifadeleri dile getiriyor: “kendilerini değerlendiremeyen bir ekip olmaları onları başarısızlığa sürükledi.”