Evlilik programları eleştiri-yorum

Toplumun hemen hemen her kesiminden vatandaşın eleştirdiği ancak izlemekten vazgeçemediği hastalıklardan biri de evlilik programlarıdır. Reytinglere bakıldığında ilk 10 sırada yer almaları ülkemizde ciddi izleyicisi kitlesinin bulunduğunu gösteriyor. Eskiden sevdiğine açılmaktan âr eden insanımızın karakterini toplum mühendisliği ürünü olan bu programlar ile bozmak istiyorlar.

Türkiye’de evlilik programlarına eleştiriler

Bir çok televizyon programında uzmanlar tarafından eleştirildi. Olumsuz yönleri anlatıldı. Türkiye’nin en çok ziyaret edilen sitelerinden ekşi sözlükte, onedio’da eleştirildiği halde haber siteleri bu programlarda evlenenlerin başına gelen kötü hadiselerle dolu olduğu halde halen hatırı sayılır bir izleyici kitlesi var.

Evlilik programlarının zararları

Evlilik programlarında, evlilik meselesini temel değerlerinden çıkararak şekli itibariyle, sadece görünüşe ve sayısal vasıflara [maaş, yaş, boy ev, araba vs] bakılarak adımlar atılması ve bu veriler ışığında adayların karar vermesinin istenmesi halk nezdinde tepkilerin artmasına neden olmaktadır. Burada en hassas konu ise kısa sürede alınan bu kararların , toplumun dokusunu bozması ve sürecin insanlara yanlış örnek oluşturuyor olmasıdır. Ülkemizde süreç genel itibarıyla; tanışma-flört- isteme-sözlenme-nişan-düğün olarak sürerken ve burada geçen süre en az 1 yıl iken bu programlar oldu-bitti şekline getiriyorlar. Sonra da bu programlar vesilesiyle evlenen çiftlerde fuhuşa zorlanan, malı-mülkü çalınan insanların haberleri çıkıyor tv’lerde.

Doktorların ve psikologların evlilik programlarına eleştirileri

Evlilik programları ile ilgili kamuoyunda yapılan araştırmalarda bayan ve erkek katılımcılar evlilik programlarının gereksiz olduğunu, programlarının içeriğinin boş olduğunu ve genç nesillere olumsuz örnek olduğunu söylemelemelerine rağmen sonun da bu programları çok sıklıkla izlediklerini itiraf etmektedirler. Bilim insanları ve psikolojik danışmanların evlilik programlarıyla ilgili görüşleriyse şöyle;

Ülkemizde mahremiyetin deşifresine karşı özel bir merak var. Adayların ve taliplerin özel hayatları, izleyiciler önünde malzeme olmamalıdır. Kendi hayatına yön veremeyen birkaç kişinin birilerine orada hayat dersi vermesi sadece kendini gösterme ve kanıtlama girişimidir. Samimi değildir. Düşünün ki, bir bayan 1 ay boyunca o programa katılıp evlenemeden mahallesine geri dönüyor. Mahallenin o bayana bakış açısını empati kurarak tespit edelim. Sanki istenmeyen, çirkin, değersiz bakış açısı ile yaklaşılmasını hissedecektir. Ayrıca aday, bunu kendi kendine de yöneltecektir.

Ayrıca, adayların günlerce programda kalmalarına bağlı olarak, kendilerine gelen talipleri de geri çevirmelerini sağlamaktadır. Koltuğu kaptırmamak, devamlı kamera karşısında olmak adına hep geri çevirebilir. Hatta” inşallah talibim çıkmaz da daha fazla kalırım” bakış açısına sahip adaylar ile programlarda karşılaştığımı belirtmek isterim. Ayrıca taliplerin ise orada sadece dış görünüşleri ağırlıklı olarak değerlendirilmeleri ve canlı yayında reddedilmeleri tam bir travmadır.
Dikkat çeken bir diğer nokta kamera önü ve kamera arkasının zaman zaman uymamasıdır.Arkada şöyle konuşmuştuk otelde böyle demişti..Bu bir samimiyetsizlik göstergesidir.Aynı zamanda kendisi için ilişki değil, seyircinin veya sunucunun isteğine göre davranmanın göstergesidir. Kaynak: Psikayatrist Serhat Yabancı
Evlilik programları, bu programları sürekli takip edip izleyen günümüz insanının evlilikten ne anladığını, eş seçerken hangi özellikleri dikkate aldığını gözler önüne seriyor. Bu aynı zamanda toplumumuzda meydana gelen yozlaşmayı gösteren en somut örneklerden biridir.

Evlilik programlarının gerçek yüzü

Genellikle gündüz kuşağının izlediği evlilik programlarında “Evlilik” gibi kutsal bir müessesenin yapay ve sıradan gösterilmesi ve eğlence malzemesi olması üzüntü vericidir. Anne, baba ve çocuklardan oluşan “Aile” dediğimiz çekirdek yapı aslında toplumu meydana getiren en küçük kurumdur. Ailenin sağlam temeller üzerine kurulması huzurlu, mutlu bir birliktelik sağlayacaktır. Bu ortamda yetişen yavrular Türkiye’nin yarınları, geleceği ve umudu olacaktır. Bu nedenle Türkiye’de bilim insanlarının, doktorların, psikologların, ailelerin ve vatandaşların büyük bir bölümünün eleştirdiği, kaldırılmasını istediği “Evlilik Programları“na RTÜK’te kayıtsız kalmamalı gerekli önlemi almalıdır.  Siz bu programlar hakkında ne düşünüyorsunuz?