Hocaların hocası Halil İnalcık’ın ardından

Geçtiğimiz hafta Prof. Dr. Halil İnalcık hoca vefat etti. Artık Tarih yetim kaldı. Halil İnalcık sadece bizim ve günümüzün değil tüm dünyanın gelmiş geçmiş en önemli tarihçilerinden biriydi. Onu bu kadar özel kılan içindeki tarih sevgisi ve Osmanlı Tarih yazıcılığına kattığı değerdi. Halil Hoca 1949’da kendisi gibi ünlü Osmanlı Tarihçisi Paul Wittek’in konferanslarına katıldı. Burada yine en önemli Osmanlı Tarihçilerinden Bernard Lewis ile tanıştı. Berdard Lewis hoca için  ‘herkes zamanında büyük alimdir, fakat bu bütün zamanların büyük alimi olacak’  demiştir.

İçinde bitmek tükenmek bilmeyen tarih yazma aşkı, bildiği diller ve okuduğu binlerce kitapla birleşince ortaya yüzlerce eser çıkmıştır. Bununla birlikte Halil İnalcık gibi bir değerin ortaya çıkmasında Şemsettin Günaltay, Yusuf Hikmet Bayur gibi hocalardan ders alması Fuad Köprülü ve Ömer Lütfi Barkan gibi Türk Tarihi’nin en önemli iki şahsiyetinin talebesi olması, tarih yazıcılığında devrim yapmış olan ‘Annales Okulu‘ kurucusu Braudel ile tanışması önemli rol oynamıştır. İnalcık hoca tüm bunları kendi zihin ve gönül deryasında eritmiş ve eserlerini kendi metodolojisini ortaya koyarak kaleme almıştır.

En büyük hizmetlerinden biri Osmanlıların zorbalıkla hakimiyet kurduğu kara efsanelerini belgelerle çürütüp bunu dünyaya kabul ettirdi. Çift hane sistemiyle Osmanlı’nın hem ekonomik hem sosyal sisteminin şifrelerini çözdü ve bu imparatorluğun anlaşılmasını kolaylaştırdı. Osmanlı tarihi konusunda çok milliyetçi olduğu bilinen Bulgarlar, Sırplar da dahil olmak üzere bütün dünyada Osmanlı tarihi alanında kendini bir otorite olarak kabul ettirdi.

halil-inalcik-hocanin-ardindan
Sadece Türk Tarihinin değil gelmiş geçmiş en büyük tarihçilerden biri “Halil İnalcık Hoca”

Türkiye’nin milli servetlerinden biri olan Halil İnalcık hoca Fuad Köprülü’nün tedrisatından geçmiş Türk Tarihinin en büyük hocalarında yetişmiş bir zâttır. Onu en iyi yetiştirdiği tarihçilerden olan Prof. Dr. İlber Ortaylı hoca anlatır. İşte İlber hocanın kaleminden Halil İnalcık:

Cumhuriyetimizin ilk büyük kültürel eseri olan Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin kurucu öğrencisidir. İlk nesildir. Halil hoca tam 4 nesil hocamızdır. Yetiştirdiği büyük bir dergahtır, büyük bir kaynaktır. Yani onun talebelerinin 4. nesli doktoralı olarak Türkiye ve muhtelif yerlerde hocalık yapıyorlar.

Yazdığı eserlerin sayısı 1200’ü geçer. Bunlar muhtelif dillerdedir. Balkan tarihini baştan sona değiştirmiştir. Son darece az bilinen önyargılarla incelenen bir tarihi bir dönemdir. Tamamen ayrı yöntemlerle yaklaşmayı sağlamıştır. Balkanlı ve batılı tarihçilerin son derece hürmet ettikleri, çekindikleri bir hocaydı. Bu çekinenlere biz de dahiliz. Tatlı sert bir hocaydı.

Bir asırlık ömrünü olağanüstü biçimde dikkatle kullanıldığını, verimli geçtiğini söylememiz gerekir. 20’li yaşlardan itirbaren makale yazmaya başlamıştır. Aşağı yukarı 80 yıla yaklaşıyor. Yazdığı makaleler çığır açmıştır. Her dildedir. Göstermez, fakat birkaç dilde okurdu. Çok iyi tercüme yapardı. Bütün bunları yapan adam, Türkiye ürünüdür. Yabancı ünüversitelere gittiği zaman talebe değil, hocaydı artık. Beklenen şöhretli bir hocaydı, Amerika’da ingiltere ve başka ülkelerde. Tamamiyla Balıkesir’de öğretmen okulunun. İstanbullu olmasına rağmen orada burs verilmiştir. Ankara’daki Atatürk Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin yetiştirdiği bir gençtir. Tezleri burda yazılmıştır. Bu muhitte yetişmiştir, tanınmıştır.

Halil İnalcık’ı dünyanın en büyük tarihçisi yapan yegane şey tarih bilimine olan aşkı ve heyecanıydı. 99 yaşında bir insanın hala ilk gün ki heyecanla yazmasını başka birşeyle anlatamayız. İşte onun tarih yazma aşkını en iyi anlatan belgesellerden biri

Halil Hoca bir müessesedir, bir kurumdur. Bu ülkenin yetiştirdiği, iftihar edeceği bir münevverdir, bir tarihçidir. Talebeleri onun talebesi olmakla her zaman iftihar ederler ve edeceklerdir. Hatta talebesinin talebesi olmakla iftihar edeceklerdir. Bunların içine dil tarih dahildir. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kürsüsünün idare tarihi dahildir. Köprülü’den sonra o almıştır bizim ordaki kürsüyü. Bilkent’in Tarih Bölümü’nün gerçek kurucusu odur. Ve tabi Şikago Üniversitesi Dil Tarih Bölümü’nü 20 yıla aşkın bir süre yönetmiştir. Bir çok Amerikalı ve başka milletten olanı yetiştirmiştir.

Yazdığı eserler, yaşadığı hayatla “Tarihçilerin Padişahı” “Bir Ömür Osmanlı” “‘Şeyhül Müverrihin’ (tarihçilerin şeyhi) ya da ‘tarihçilerin kutbu’ payelerini alan Halil İnalcık’ın birçok üniversiteden ödül aldı. Genç yaşında yayımladığı ‘Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar’ makalesiyle Arnavut ve Atina Akademisi ona doktora verdi. The Royal Historical Society, The Royal Asiatic Society, Middle East Studies Association, Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi, Amerikan Tarih Derneği, The British Academy, Nicolae Iorga Tarih Enstitüsü, Institute of Turkish Studies, Near East Studies, Sırp Akademisi, Arnavutluk Akademisi gibi kurumlar onu üye yaptı. Japonya’da dört cilt olarak yayımlanan kitapta Ortadoğu’yu temsil etti. Atina Üniversitesi 1987’de kendisine doktora verdi. Yurtiçi ve yurtdışında 30’a yakın üniversite fahri doktora unvanı verdi. İki yıldır Çin’de ‘Klasik Çağ’ kitabı yayımlanıyor, diğer kitaplarını yayımlamak için de hazırlık yapıyorlar. ABD’li ünlü sosyolog Immanuel Wallerstein onun için şöyle der: “Bugün dünyanın bütün üniversitelerinde İnalcık’ı okuyorlar. İnalcık sıradan bir tarihçi değil. İnalcık, gerçekten metodolojisi, bakış tarzıyla bir ekol kurmuş bulunan müstesna bir tarihçidir. Onun yazdıkları müstesna bir hazine değerindedir.”
Halil İnalcık’ın iyi bir tarihçi olmasındaki en önemli nedenlerden biri de bildiği yabancı dillerdir şüphesiz. İngilizce, Almanca, Fransızca’yı çok iyi okuyabilen İnalcık, Arapça ve Farsça’yı da kullanabiliyor. Bir sözlük yardımıyla okuyabildiği diller arasına İtalyanca’yı da katabiliyor.

Erhan Afyoncu ve Murat Bardakçı Halil İnalcık hoca için: Canlı tarih olan Halil İnalcık hoca 3 padişah görmüştür. Doğduğunda Sultan Abdülhamid Han hayattadır. Mehmed Reşad ve Vahdettin dönemlerine tanıklık etmiştir. Birde Cumhuriyet tarihinin tamamına canlı şahitlik etmiştir. Tam bir Osmanlı dönemi insanı gibi yaşamış “Osmanlıca”yı yaşadığı devletin dili olarak öğrenmiştir. Amerika’da ilk Osmanlı Tarihi kürsülerini kurdu. Amerikalılara, İngilizlere, batılılara Osmanlı Tarihi’ni öğreten Halil İnalcık hocadır. Onun sayesinde Turgut Özal’ın destekleriyle “Osmanlı Arşivleri” açıldı. Tashih edildi. Tüm dünyaya tanıtıldı. Bugün dünya Osmanlı Tarihi’ni hocanın ingilizce eserleriyle tanıdı. Halil İnalcık kitaplarını buradan inceleyebilirsiniz. Makalalelerini incelemek için burdan yararlanabilirsiniz. Halil İnalcık ile ilgili yapılmış en detaylı röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

Halil İnalcık Hoca’yı anlamak, anlatmak kolay iş değil. En güzeli kendi sözleriyle tarihçilere verdiği tavsiyeleri dinlemek

Halil İnalcık Sözleri

“Türk tarihçilerine bir öneride bulunmak gerekirse diyebilirim ki daima belgelere sadık kalın. Eğer hakikatı ortaya çıkarırsanız bu daima bizim lehimizedir, çünkü bugüne değin tarihimiz hakkında yazılanların çoğu ya yalandır, ya çarpıtmadır. Eğer mübalağa yaparsanız kenidinizi kabul ettiremezsiniz, sizi ciddiye almazlar.” 

 

— ‘Osmanlı İmparatorluğu’ uydurma bir laftır. Osmanlı kendine imparatorluk demedi, ‘Devlet-i Aliye-yi Osmaniye’ dedi. Yani; Yüce Osmanlı Devleti. Aliye’nin a’sını da uzatmadan söyleyeceksiniz.

Çalışma: Manalı bir hayat için kendinize uzak, büyük bir gaye koyun. Sonra da onu gerçekleştirmek için çok çalışın.

Para: Yetecek kadar olsun. Kendinizi servet yığma hırsına kaptırmayın. Ama bir eviniz olmalı.

Aşk: Çalışma uğruna yalnızlığı seçmeyin, hayatınız noksan kalır. Tanrı bizi çift yaratmış. Kadınsız hayat yarım hayattır.

Aile: Ben öyle çok çocuklu bir hayat kuramadım, bir kızım oldu. Ama çocuk sahibi olmak ilim yapmaya engel değildir.

— Akıllı gençler de var. Ama nedense yenilikler pek benimsenmiyor. Yeni olanı anlamaya çalışmak enerji istiyor, o enerjiyi vermek istemedikleri için evvelce ne yazılmışsa onu devam ettiriyorlar. Kendi tezlerimi pek az meslektaşın çalışmalarında görüyorum. Oysa dönüp baksalar bizim, 1950’lerde Barkan’la (Ömer Lütfi) toplumdaki değişikliklerin ve ekonominin üstünde duran, yeni bir tarih getirmeye çalıştığımızı görecekler.

— Ben Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu “1302, Bafeus Zaferi’dir” diyorum. Bizans kayıtlarında ilk defa o zaman geçiyor Osmanlı. İlk defa o zaman Bizans ordusu denize dökülüyor. Ama hâlâ bütün tarihçiler 1299’da, Bilecik’in alınmasını kabul ediyor. Çünkü ilkmektepte öyle öğrenmişler! Efendim, ondan önce onun gibi daha kaç kale fethedildi. Defalarca yazdım ama okumuyorlar. Tembellik tembellik…

— Eserlerimi Çinceye, Rusçaya, Lehçeye, Arapçaya, Yunancaya, Bulgarcaya, Romenceye, Sırpçaya, Hırvatçaya, Farsçaya çevirdiler. 1432 tarihli, Arnavutluk nüfusunu anlatan bir defter bulmuştum arşivlerde. 1950’lerde onu neşrettim. Bu Balkanlar’da büyük akis yaptı. Osmanlı’nın kılıçla değil, uzlaşmayla geldiğini orada gördüler. Sırp Akademisi beni üye seçti; akademiye giderseniz görürsünüz, büyük âlimlerin fotoğrafının yanında bir de bir Türk âliminin fotoğrafı vardır. Sonra, UNESCO’nun dünya tarihi kitabında 18’inci asra ayrılan beşinci cildin editörlerinden biri de bendim. Uluslararası tarih ilminde bir otorite olarak tanındığımı bu kitap ispat eder. ‘Klasik Çağ’ kitabım ders kitabım olarak pek çok üniversitede okutulur. Bunlar büyük mutluluklar benim için.

— Karamsarlık korkaklıktır. Türkiye büyüktür. 1500 yıllık bir tarihimiz var. Canımızla, başımızla bu büyüklüğü devam ettirmeliyiz. Bırakıp kaçmak ihanettir bence. Eğer noksanlar varsa gidermeye uğraşmalıyız. Bu devletin tarihine yakışır şekilde yaşamalı ve çok çalışmalıyız.

— Türkiye şimdi bir dönüm noktasında. Sadece Türkiye de değil, bence insaniyet son asırda istikametini kaybetti. Kendi rahatı için düşmanını nükleer silahlarla ezmek gibi yollara sapıyorlar. Ama bunlara bakıp yılmamalı. Bu memlekete ve geleceğine güvenerek çok çalışmalı. Esas mesele fikir zenginliğidir. O yüzden ne olursa olsun fikir hürriyetini muhafaza etmek gerekiyor.

İşte böyle… Halil İnalcık’ı dinleyerek, anlatarak, okuyarak, yazarak bitirmek zor iş. Önemli olan çalışma azmini düstûr edinip öğrettiği tarihçilik üslûbuyla yeni eserler neşretmek, gelecek nesillere hocayı anlatabilmek. Çeşitli kaynaklardan, internetteki röportajlardan ve öğrencilerinin sözlerinden alıntılarla İnalcık Hoca’yı anlatmaya çalıştık. Sürç-i lisân ettiysek afola. Sizin de eklemek istediğiniz olursa yorumda belirtirseniz yazımızı güncelleriz.