Kendi kendime konuşuyorum dinler misin?

Kendi kendime konuşuyorum dinler misin?

Kendi kendime konuşuyorum dinler misin? Gecenin bir yarısı yüreğimde tarifsiz bir buhranla uyandım. Derin dehlizlerin içinde kaybolmuş gibiydim sanki

İbretlik bir ölüm hikayesi
İstanbul’da kaç evliya vardır?
Yeter ki canı gönülden isteyelim

Kendi kendime konuşuyorum dinler misin?

Gecenin bir yarısı yüreğimde tarifsiz bir buhranla uyandım. Derin dehlizlerin içinde kaybolmuş gibiydim sanki. Aylar, hatta yıllardır yaşadığım iç çekişmelerimin, kendimle kavgalarımın bir sonucuydu belki bu…

Yapmak isteyipte yapamadıklarım, ötelediklerim, hiç gelmeyen yarınlarım, bırakmak isteyip bırakamadıklarım, tutunmak isteyip tutunamadıklarım. Çok şey vardı çok. Yaşadığım gelgitlerden yorulduğumu, bedenimin bir neşter ucuyla mütamadiyen deşelendiğini hissettim.

Birden “Şu gecenin karanlığı, ya kabrin karanlığı olsaydı” dedi iç sesim, Doğru ya, kabir derin ve karanlık,yalnız ve çok sessiz olacaktı değil mi ? Oysa hayatın keşmekeşi, bitip tükenmeyen telaşları hep sonsuz hayatı unutturuyordu bana.

Ya şimdi kabirde olsaydım. Toprak üstümü az önce örtmüş olsaydı mesela… İlk günüm, ilk gecem nasıl geçerdi? Çocuklarım gelir miydi aklıma? Ya da eşim…. Hiç bitmeyecek sandığım, bensiz yürümeyecek sandığım işleri kim yapar,kim yoluna koyardı?

Hergün düşündüğüm yavrularım ve onlar için cırpınışlarım dualarımı kim yapacaktı. Evim, eşyalarım, yatağım, sandığım, ayakkabılarım benden sonra kime kalır, kim sahiplenirdi?

Ya pişmanlıklarım… “Ölen her insan pişman olacaktır” buyuruyordu Rasulümüz.
“Müminlerde mi ya Rasulallah ?”  diye soran ashabına, “Evet, onlar da dudaklarının Allah adıyla ıslanmadığı her an için pişman olacaktır” diye cevap veriyordu…

Müslümalığım geldi sonra aklıma. Ahhh! Bu ne acı bir pişmanlıkmış meğerse. İşlerimin arasına sıkıştırdığım, şöyle uzun uzadıya kılamadığım namazlarım. İşler yetişmez korkusuyla hızlanan secdelerim, rükûlarım….

İşler çabuk bitiyormuş demek,bir nefeslikmiş hepsi…Yok yok, ebedi arkadaşımın kıymetini hiç bilememişim ben. Ona ne çok vefasızlık etmişim.Onunla neden daha çok zaman geçirmedim? Çok samimi olamadım. Halbuki ne çok faydası olurdu şimdi bana. Yan yan bakıp geçmezdi ızdırabıma.

Geri dönesim geliyor! İçime sindire sindire namaz kılasım, içermiş gibi kuran okuyasım geliyor… Rafta hep gözümün önünde duran kur’an-ı Kerîm. Her an beni mahsunca süzen Kurânı Kerîm’im…Ne zaman okuyacak olsam, hep bir engel çıkardı,yapacakbirşeyler gelirdi aklıma. Arasıra okuduğum iki sayfayla tüm sorumluluğu üzerimden attım sanırdım…

Yüzümde bir sivilceden kalan lekeyi dert ederiz… Oysa buraya girer girmez, bedende hızlı bir çürüme başlıyor. Toprak ezelden beri beni bekliyormuş sanki… Sıkıyor,sıkıyor… Kemiklerimin kırıldığını,iç içe geçtiğini çıtırtıları duyar gibi oluyorum… Allahım! çok yalnızım korkuyorum….. Koca bir ömrü nasıl heba ettim. Oysa yapabileceğim ne çok şey vardı…

“Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi?
Küskünlüklerim, kızgınlıklarım, kıskançlıklarım, kırgınlıklarım, sahip olamadıklarıma hayıflanmalarım… Ne kadar boş,ne kadar gereksizmiş… Aldırmam sanırdım ama,“Ne derler” sözünü beynime mıhlamıştım sanki. Kınanmaktan çok korkarmışım meğer…

Biliyorum ardımdan iyi konuşan da olacak. ”Güleryüzlü, tatlı dilliydi” diyecekler.
Bir zaman sıkça, daha sonra arada düşeceğim akıllarına. Ama sonra… En yakınım bile unutacak. Bir arefe, birde bayram günlerinde hatırlanacağım. Yüzüm, sesim unutulacak.
Ellerim gözlerim unutulacak.

Tek “O” unutmayacak,ufak tefek yaptığım herşey amel defterimde. Kabir bana mesken, kabir bana kucak,belkide korkunç bir mahzen olacak. Evim yurdum,günüm gecem burası artık. Dünyaya açılan bütün kapılar kapandı. Yalnızlık,yapayalnızlık sardı dört bir yanımı. Pişmanlık bana hakim olan tek duygu şimdi.

Saniyelerdir verirsem geri alamam diye tuttuğum nefesi,büyük bir telaşla verdim. Yaşadığıma inanmak için aynaya koştum. Gözlerim kıpkırmızı, yerinden fırlamış sanki. Çok şükür yaşıyorum. Hâlâ zamanım var. Bir nefeslik bile zamanım varsa en azından bir SÜBHANALLAH diyebilirim.

Eğer önümde yaşanacak daha uzun yıllar varsa, neler neler yapılmaz ki şu hayatta. Namaz, önce namaz. Önce namaza başla. Kurânı Kerîm okumayı ihmal etme. Kabirde en büyük yardımcı ve yoldaş o olacaktır. Dikkat et! Helal lokma ve kul hakkına. Dinini öğren elinden geldiğince yaşamaya çalış. Zaman geçiyor, vakit tükeniyor, heran sona yaklaşıyoruz.

Yorumlar

WORDPRESS: 0
DISQUS: