Meslek seçerken nelere dikkat etmeli

Meslek seçerken nelere dikkat etmeli

Meslek seçerken nelere dikkat etmeli Üniversite tercihlerinin yapıldığı bir dönemdeyiz. Öğrencileri acı-tatlı bir tercih telaşı sarmış durumda. Ünive

5 adımda iyi bir çocuk yetiştirme
Bir papazın müslüman olma hikayesi
Sobanın bizim için ifade ettikleri

Meslek seçerken nelere dikkat etmeli

Üniversite tercihlerinin yapıldığı bir dönemdeyiz. Öğrencileri acı-tatlı bir tercih telaşı sarmış durumda. Üniversite tercihi yaparken dikkat etmelisiniz. Sadece sıradan bir tercih yapıp meslek seçmiyorsunuz. Aynı zamanda yeni bir hayata başlıyorsunuz. Bu konuda size kişisel tecrübelerimi aktarmak istiyorum.

Size acizane tavsiyem üniversite okumuş olmak için tercih yapmayın. Sadece 4 yıl fakültenin veya 2 yıl yüksek okulun kapısından girip çıkmak için üniversite okumayın. Aksi halde üniversiteyi bitirdikten sonra geri dönüşü olmayan hayal kırıklıkları, pişmanlıklar yaşayabilirsiniz. Dün geçti, yarına çıkacağımızın garantisi yok. Dolayısıyla şimdi yapacağınız tercihler belki de bütün hayatınızın seyrini etkileyecek. Ailenizin yapacağı masraflar, geriye öderken keşke almasaydım deyip öderken zorlanacağınız öğrenim kredisi, okul bittikten sonra işsiz kalmak cabası. Erkekler için eğer 4 yıllık üniversite okumaktaki maksadınız askerliği kısa dönem yapmaksa bunu dışarıdan 4 yıllık açık öğretim fakültesi okuyarakta gerçekleştirebilirsiniz.

Yazılarını severek okuduğum Mahfi Eğilmez hoca bir yazısında şöyle diyor:

“Keşke yazdıklarınızı daha önce okusaymışım, koskoca bir üniversite yaşamını boşa geçirdim. Liseden sonra üniversiteyi kazanınca her şey bitti sanıp ders çalışmayı bir yana bırakmıştım. Sadece okutulanları ezberleyip sınıf geçerek okulu bitirdim. Şimdi hiçbir şey bilmediğimi hissediyorum.” Bana böyle yazan pek çok kişi var. Ne yazık ki bu ifadeler üniversiteye bilinçsizce başlayan öğrencilerin pek çoğunu bekleyen tuzağın bir özeti.

Liseyi bitirmek bir şey üniversiteyi kazanmak hiçbir şey

Liseyi bitirmek, üniversiteyi kazanmak, belli bir kişiyi eleyip herhangi bir bölüme yerleşmek güzeldir. Ancak bunu başarı hikayesi gibi sürekli anlatıp çalışmayı bırakmak rehavete kapılmak felakettir. Asıl çalışma hayatı üniversiteyi kazanınca başlıyor. Birçok öğrenci ilkokuldan itibaren orta okulda, lisede yarış atı gibi dershane, okul, özel ders arasına sıkıştırıldığı için çok yoruluyor. Bu yorgunluk ve bıkkınlığın üzerine üniversiteyi kazandıklarında amaca ulaştıklarını düşünerek çalışmayı vize-final dışında bırakıyorlar. Sorunda tam olarak burada başlıyor. Öğrencilerin geneli istemediği tercihler yapıyor veya yapmak zorunda bırakılıyor. Birçoğu daha ortaokuldan itibaren puanı o bölümü tuttuğu için veya ailesinin, çevresinin istediği bir bölüme yerleşiyor. Hal böyle olunca istemediği okulda okuyanların sevmediği işi yapanların sayısı gün geçtikçe artıyor.

Üniversitede nasıl çalışmalı?

%100 planlı ve programlı çalışmak zor. Bazen gezip tozmak, stres atıp eğlenmek isteyebilirsiniz. Kimi zaman hasta olabilirsiniz, canınız çalışmak istemeyebilir veya elinizden olmayan sebeplerden ötürü olağanüstü bir durum olabilir çalışamayabilirsiniz. Bu nedenle esnek bir program hazırlayabilirsiniz. Genel olarak günü üç bölüme ayırdığımızı düşünelim. 8 saat uyku 6 saat okul geriye 10 saatiniz kalıyor. Üniversite boyunca bu 10 saati sosyal hayatınıza ayırır ye, iç, gez, toz, yat, eğlen şeklinde geçirir, kendinizi geliştirmezseniz  üniversite bittikten sonra keşkelerle dolu günler sizi bekler. Her gün bu 10 saatin 5 saatini araştırır, kendinizi geliştirir, kitap okursanız üniversite bittikten sonra iş hayatında sizi diğerlerinin bir adım önüne taşıyacak meziyetlere sahip olursunuz.

Türkiye’de üniversitelerin eğitim durumu

Malesef birçok üniversite dersleri ezberletmek, sınav yapmak, mesai saatlerine içinde bilim üretmek ve öğrenci mezun etmekten ibarettir. Hal böyle olunca eğitim sistemimizden; analiz yeteneğinden yoksun sorgulama yapmayan olaylar karşısında duygusal tepkiler veren bireyler yetişiyor. Birçoğumuz üniversite mezunu olduğumuz halde kitap okumuyoruz. İngilizce konuşamıyoruz. Temel bilgisayar ve ofis programlarını kullanamıyoruz.

Üniversite eğitimi rehberdir. Öğrenmenin, kendinizi geliştirmenin yolunu gösterir. Ne kadar öğreneceğiniz, kendinizi nasıl geliştireceğiniz size kalmış.

Kötü bir lise hayatı geçirmiş olabilirsiniz. Diploma notunuz düşük olabilir. Lisede başarısız olmanız üniversitede başarısız olacağınız anlamına gelmez. Üniversite farklı lise farklı bir eğitim yeridir. Tam tersi lisede çok başarılı olmanız üniversitede başarılı olacağınız anlamına gelmez.

Lisede çok başarılı olmuş ve Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birine girmiş bir öğrenciyi düşünelim. Üniversite boyunca tek bir kitap bitirmemiş, yabancı dil öğrenmemiş, kendini geliştirmemişse mezuniyet sonrası iş hayatında sıkıntı yaşayabilir. Lisede başarısız olupta üniversitede sürekli okuyan 2-3 kat daha fazla çalışıp kendini geliştiren, yabancı dil öğrenen bir öğrenci de pekala rahatlıkla iş bulabilir. Böyle bir çalışmayı da ancak severek tercih ettiğiniz  bir bölümde yapabilirsiniz. Onun için sevmediğiniz, istemediğiniz bir bölümü tercih etmeyin. İllaki bir tercih yapacağım diyorsanız üniversite bittikten sonra rahat iş bulabileceğiniz meslekleri tercih edebilirsiniz. Türkiye’de mezun olduktan sonra rahat iş bulabileceğiniz bölüm sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor malesef.

Kendimden örnek vereyim. Tarih öğretmenliğinden mezun oldum. Ailenin maddi yetersizliği nedeniyle üniversiteyi öğrenim kredisi ile bitirdim. 1 yıl ücretli öğretmenlik yaptım. 1 yılda sınav dershanesinde çalıştım. Bu sürede 2 kez iyi bir şekilde hazırlandığım halde KPSS sınavından 77 ve 74 puan alarak atanamadım. Ardından askere gittim. Askerden geldikten sonra üniversite boyunca aldığım öğrenim kredisinin geri ödemesi başladı. Bunları ödeyebilmek için özel sektörde çalışmaya başladım. 1 yıl içinde öğrenim kredisinin üçte ikisini ödedim. Ertesi yıl düğün yaptım. 1 yıllık evliyim öğrenim kredisinin 4 taksiti kaldı. Öğretmenlik niyetiyle başladığım üniversite hayatı farklı şekilde sonlandı. Hâlâ pes etmiş değilim. Sınavlara giriyorum. Öğretmenlik hayalimden vazgeçmedim. Her ne kadar üniversite boyunca kitap okusamda daha fazla okumamanın bıkmadan usanmadan çalışmamanın sıkıntıları bu yaşadıklarım. Çok iyi derecede bir yabancı dil öğrenseydim, farklı kurslara gidip uzmanlık alanlarımı arttırsaydım şimdi daha iyi pozisyonda olabilirdim.

Boğaziçi mezunu bir arkadaşımın anlattıkları da benim hikayemle örtüşüyor:

Türkiye’de benim gibi milyonlarca insan belkide aynı durumda. Eğitim sistemimiz, ailedeki yetişme hayatımız, kıyaslama, başkalarıyla karşılaştırma üzerine kurulu. İlkokuldan itibaren sürekli kandırılıyoruz. “Kazan hayatın kurtulacak” diye. Anadolu öğretmen lisesini, fen lisesini kazandık. Hayatımız kurtuldu, hedefe ulaştık dedik. Bir de baktık ki dersleri zor geçiyoruz, bocalıyoruz. Olmadı yine çok yoğun tempoda çalışmaya devam ettik. Bu kez üniversite için aynı şeyi söylediler. “Kazan hayatın kurtulacak” Türkiye’nin en iyi üniversitelerini kazandık. Bu sefer devamında sınav olmadığı için bir yıl değil dört yıl çalışmayı bıraktık. Üniversitede doğru dürüst kitap okumadan, kendimizi geliştirmeden, uzmanlık sahibi olmadan mezun olduk. Hepimiz birer “Yarış Atı” gibi yetiştirildik. Hep yanlış yönlendirildik. Sevdiğin, ilgi duyduğun alanlara çalış diyen olmadı. Fırsatları değerlendirmek, kendini geliştirmek için yabancı dil öğren diyen olmadı. Sürekli yarışın içinde tutulduk. Kazan hayatını kurtar, köşeyi dön, garanti meslek, tatil çok, salla başı al maaşı diye avutulduk. Tabi ki benim gibi kazanıp memur olanlar rahat edenler, ettiğini düşünenler var. Lakin bilginin, kendini geliştirmenin, okumanın değerini otuz yaşından sonra kavramakta zoruna gidiyor insanın vesselam.

Hangi bölüm okursa okusun, hangi meslek grubundan olursa olsun bir insana hayatı boyunca lazım olacak temel beceriler ve bilgiler vardır. Ülkemizin düzelmesi, insanlarımızın bilinçlenmesi, kendini geliştirmesi açısından bu meziyetler gereklidir. Bunlar;

  • Temel Bilgisayar, Ofis programları vs.
  • Temel Yazılım [Giriş seviyesinde kodlama]
  • Temel Tarih [Geçmişe bakarak siyasi okuryazarlık]
  • Analitik düşünce
  • Temel Matematik
  • Temel Hukuk [özellikle temel hak ve özgürlükler ile insan hakları]
  • Temel Ekonomi [finansal okur yazarlık]
  • Yabancı dil
  • Kitap okuryazarlığı

Lise son sınıfta rehber öğretmenim bize şöyle bir tavsiyede bulunmuştu onu da sizlerle paylaşayım bitireyim. Sevgili gençler, eğer çaba göstermeyecekseniz, üniversite hayatınızı çalışarak geçirmeyecekseniz, İİBF okumayın büyük hüsran yaşarsınız. Şahsi kanaatim AÖF başta olmak üzere ülkedeki üniversitelerin bir çoğunda ki İBBF bölümleri kapatılmalıdır. Çarpım tablosunu ezbere bilmeyen insanlar açık öğretim sayesinde işletme ve iktisat mezunu oluyorlar. Bu da bu bölümlerin değerini azaltan en büyük etken.

Son olarak siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yorumlar

WORDPRESS: 2
  • comment-avatar

    Butun psikologlar, kisisel gelisimciler bu konuda hemfikir. Sevdigin isi yap sevdigin bolumu oku. Ama psikoloji okumak isteyen biri ilk 30.000 e giremiyorsa ne yapacak peki?

  • comment-avatar

    hangi isi biliyorsan onu yapmak gerek, hic bilmedigin bir sektöre giremezsin zaten

  • DISQUS: 0