Teknolojiyle değişen hayatlar

Eskiden öyle günler hatırlıyorum çocukların uyanır uyanmaz bilgisayar başına oturmadığı. İnsanların gözlerinde şibikle cep telefonununa bakmadığı günler hatırlıyorum. Kahvaltıların sosisle,salamla bisküvi, meyve suyu ile yapılmadığı zamanlar. Çocukların sokakta oynamak için can attığı günler hatırlıyorum bir de o günlerin hatıralarını…

Bir dakika dediğimiz zaman dilimi hayatımız için çok kısa bir zamana karşılık geliyor. Ancak 60 saniye aslında o kadar da kısa değil. Teknoloji ve internette 1 dakika içinde devasa değişiklikler meydana geliyor. Şu sözü hep duyarız: “Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor zaman tasarrufu sağlıyor” kolaylaştırdığı çok doğru fakat zaman tasarrufu yaptığı konusuna katılmıyorum. 1990 öncesi döneme baktığımızda çamaşır, bulaşık makinası veya teknolojik aletler zamandan tasarruf etmemizi sağladı ancak tasarruf ettiği bu zamanda insanı yalnızlaştırdı. Eskiden hayatı ailemiz ve dostlarımızla paylaşırken şimdi sanal alemde cihazlarla paylaşıyoruz.

Mehmet Yılmaz’ın “Sen İnsansın” kitabında dediği gibi

Herkesin herkesle her an iletişim halinde olması durumuna gelmemiz zor olmadı: Forumlar, bloglar, FaceBook, Twitter, InstaGram ile hızlandı bu gidiş. İnsanlar giderek daha mahrem görüntüleri paylaşıyorlar. WC aynasında makyajı akmış bir yüz, dağınık yatak odası, ameliyat sonrası karındaki dikişler, tükürürken, yahut dondurma yalarken çok yakından çekilmiş resimler… FaceBook’ta 20 dakikada paylaşılan fotoğraf sayışı 2.716.000! Diğer yandan mahrem ve namahrem arasındaki sınırın ortadan kalkması bizi şeyleştiriyor. Nasıl? Japon mutfağını, kitapları ve kedileri seviyorum… Ve tabi ki Monteverdi’yi. Benimle aynı zevkleri paylaşan 32.451 FaceBook üyesi varmış ve tamamı 30-50 yaş arası evli erkeklermiş. Ne yapsam 1 olamıyorum. Devletin ve şirketlerin gözünde istatistiksel bir yaratık konumunda yaşıyorum. Vergi mükellefi numaram var, müşteri kodu, banka hesap numarası… Tüketim alışkanlıklarım belli olduğu için o yönde reklâm geliyor: Tatil, çocuk, kitap, DVD… Kısacası özel değilim; Herkes’ten biriyim.

Teknoloji’nin getirdikleri, götürdükleri

İnsanlar eskiden bir yerlere seyahate gidip döndüklerinde komşuları, sevenleri onu ziyarete gelir gezip görülen yerlerle ilgili sohbetler edilirdi. Getirilen hediyeler, ikramlar komşularla paylaşılırdı. Şimdiyse gideceğimizi Twitter‘dan yer bildirimini Foursquare‘den , gezip dolaştığımız yerlerin resimlerini Instagram’dan yorumlarını ve sohbetlerini Facebook‘tan paylaşır hale geldik. Her yeni cihaz eski bir dostu aldı götürdü bizden yalnızlaştık. Sorularımızı Google‘a sorar hale geldik.

Bütün suçu teknolojiye atmak bağnazlık olur. Mehmet Yılmaz’ın bu konuda güzel tespitleri var:

Teknoloji ve insan

Yukarıda anlattıklarım hepimizi etkilememiş olsa da kıyısından köşesinden mutlaka ucu dokunmuştur. Bırakalım teknoloji hayatımıza girsin ama bizden sevdiklerimizi veya sevdiklerimize ayırdığımız zamanı götürmesin. Aile büyüklerimizle bir fincan acı kahve içmek dertleriyle hem dert olmak emin olun onların resimlerini Facebook’ta paylaşmakta bin kat daha kıymetli. Bunları göz önüne aldığımızda siz sevdiklerinize gerçekten zaman ayırıyor musunuz?