Notdefteri.net
Not Defteri Eğitim, Bilim, Tarih, İslâm, Kültür-Sanat, Rehberlik ve Kişisel Gelişim konularında içerik yayınlayan bilgi blogudur.

2 Hikaye Bir Ders2 dk okuma süresi

2 215

Nerden baktığınız önemli

Taşındıkları yeni mahallede, karşı komşusunun çamaşırlarını balkona astığını gören evin hanımı, kocasına dönerek; Baksana demiş, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor herhalde, belki de doğru sabunu kullanmıyor.

Kocası hanımına bakmış, hiçbir şey söylemeden kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah, aynı yorumu yapmaya devam etmiş.

Bir ay kadar sonra bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış. Bak demiş kocasına, çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ? Kocası uzun uzun karısına bakmış;

– Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim, ondadır demiş.

Hayatta böyle dostlar. Baktığımız yer ve pencere önemli.

bakis-acisi-onyargi

Aynı hikaye farklı pencer

Buna benzer bir başka hikaye ise şu şekilde cereyan ediyor.

Aynı kalp rahatsızlığıyla aynı kaderi paylasan iki yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark biri cam kenarında diğeri ise duvar dibinde yatıyordu. Cam kenarındaki yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı.

– Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, el ele tutuştular, ne kadar da birbirlerine yakışıyorlar. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar ne güzel de suya dalıyorlar, bugünkü yemeklerini arıyorlar.

Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar, o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, iste bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.

Konuyla İlgili:  Nasihatnâme 1.Bölüm

Ertesi gün hasta bakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, işte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti.

Başını kaldırdı ve pencereden baktı, gördüğüne inanamadı.

Sadece simsiyah bir duvar vardı. Hayat sizin ona hangi pencereden baktığınıza bağlı. İşin olumlu tarafından bakarsanız gerek psikolojik gerekse hayati sorunlarınızı halledebilirsiniz. Sizin de buna benzer hikayeleriniz varsa bize gönderin yayınlamaktan memnun oluruz. Sağlıcakla kalın.

  1. Kağıthane Evden Eve Nakliyat dedi

    Bunlar gerçekten çok güzel hikayeler. Bir hikayede ben paylaşayım.
    Ülkenin birinde bir yaşlı adam varmış. Bu adamın bir oğlu ve dillere destanda bir atı varmış. Atın namı kulaktan kulağa gidiyormuş. Koştuğu zaman çamuru havaya kaldırıyor, şöyle hızlı koşuyor, böyle atlıyor falan. Derken atın namı kralın kulağına gidiyor ve kral atı almak için yaşlı adamın yanına gidiyor. Kral adama ne kadar çok altın teklif ederse etsin yaşlı adam atını satmaya bir türlü yanaşmamış ve nihayetinde atını satmamış. Derken zaman geçiyor ve at kayboluyor. Adamın köylüleri adama geçmiş olsuna geliyorlar ve keşke atı satsaydın şimdi en azından paran olacaktı artık ne atın var ne de paran. Yaşlı adam vardır bu işte bir hayır der köylülere. Onlarda hayır olan bir yanını göremez ya yanlarından ayrılırlar. Bir süre sonra bu at yanında bir sürü yabani at ile birlikte geri gelir. Köylüler yine bu yaşlı adamın yanın gelirler ve gerçekten bu işte bir hayır varmış derler. Yaşlı adamdan bu sefer köylülere hayır olup olmadığını bilemeyiz der. Köylülerde nasıl hayır olmaz bir sürü atın oldu derler. Yaşlı adam tekrar dediklerini yineler ve köylüler yanından ayrılırlar. Adamın oğlu bu yabani atları eğitmeye başlar ve bir süre sonra düşüp ayağını kırar. Köylüler geçmiş olsuna yine bu adamın yanına gelirler. köylüler: evet dediğin gibi bu işte hayır yokmuş sen haklıydın derler. Yaşlı adam: biz bilemeyiz bu işin hayırlımı hayırsızmı olduğu der. Ve zaman geçer ülkede savaş çıkar, köylülerin çocuklarını askere alırlar bir tek bu yaşlı adamın oğlunu ayağı kırık olduğu için almazlar.
    Bu hikayeyi aklımda kaldığı kadar anlatmaya çalıştım. Buradan da anlaşılacağı gibi hakkımızda neyin hayır olup olmadığını bilemeyiz. Bazın hayır gibi görünen şeyler şer, şer gibi görünen şeylerde hayır olabilmektedir.

    1. Hakan dedi

      Ne ayakmış mübarek ülkede savaş bile çıkmış daha iyileşmemiş. 🙂

Bir yorum yazabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.