Tag

en ünlü gezginler

Browsing

En büyük seyyahlar

Tarihin en büyük gezginleri

Evliya Çelebi, Marka Polo, İbn Battuta ve diğerleri. Bu seyyah ve gezginlerin hatıralarını okuyunca mest oluyor insan. Tabi heves etmeden de geçemiyor. Onlar gibi gezemeyiz biz. Dağları, taşları, ovaları geçtiler, denizleri, nehirleri aştılar. Göçebe yörükler gibi konup göçtüler. Yürüdüler, dere tepe düz gittiler. Nasip kısmet değilmiş bizlere onların yaptığı geziler. 1950’lerde gördüğümüz İstanbul ile 1970’lerde 90’larda gördüğümüz İstanbul bir değil. Sadece İstanbul değil, Ankara’da Konya’da Kayseri’de Erzurum’da Horosan’da Buhara’da Roma’da bir değil. Son gördüğünüz Sivas ile şimdiki aynı değil. Onların kulağı kesikti. Gözü açıktı. Hafızası keskin, zekası sağlamdı. Gittiği yer ile ilgili tasviri, betimlemesi bambaşkaydı. Bir de gittikleri mekanlar doğal güzellikleriyle bakir olunca şimdi keyifle okuduğumuz seyahatnâmeler, gezi yazıları çıktı ortaya.

1.İbn Battuta

ibn-battuta-kimdir
İbn Battuta

Gerçek adı: Ebû Abdillâh Şemsüddîn (Bedrüddîn) Muhammed b. Abdillâh b. Muhammed b. İbrâhîm el-Levâtî et-Tancî  dir. 17 Receb 703’te (24 Şubat 1304) Fas’ın Tanca şehrinde doğdu. Ailesi Berberî Levâte kabilesine mensup olup Berka’dan buraya göç etmiş bu göç onun seyyah olmasında önemlidir. Onun seyahatnâmesinde yer alan “Kazâ ve meşihat benim ve atalarımın mesleğidir” (er-Riḥle, III, 233) cümlesinden anlaşıldığına göre birçok kadı yetiştirmiştir. Nitekim kendisi de çeşitli yerlerde kadılık yapmış ve Tâmesnâ kadısı iken ölmüştür (İbn Hacer, VI, 100; Gibb, Selections from Ibn Battuta, s. 2). Gezilerine Seyahatnâmeden öğrenildiğine göre İbn Battûta, Mağrib Sultanı Ebû Saîd el-Merînî döneminde 2 Receb 725’te (14 Haziran 1325) Tanca’dan hac niyetiyle yola çıktığında henüz yirmi iki yaşında başladı. Kuzey Afrika sahillerini takip ederek 1 Cemâziyelevvel 726’da (5 Nisan 1326) İskenderiye’ye vardı. Burada Şeyh Burhâneddin el-A‘rec’in telkiniyle kendisinde Hint, Sind ve Çin gibi doğu memleketlerini görme hevesi uyandı. Bundan sonra artık uzun gezilere başladı. İskenderiye’den Kahire’ye, oradan Yukarı Mısır’a Kahire’den Suriye’ye Kudüs, Aclûn, Akkâ, Sûr, Sayda, Taberiye ve Antakya’ya Şam’dan Hicaz’a Mekke’den Irak’a Cidde’den Kızıldeniz’e oradan Doğu Afrika’ya Hint’ten Çin’e Anadolu’dan Orta Asya’ya 2 kıtayı karış karış gezmiştir.

İbn Battûta, Marko Polo ile birlikte Ortaçağ’ın en büyük iki seyyahından biridir ve hatta çok daha geniş bir alanı gezmesi, üç kıtada önemli tarihi şehir ve kültür merkezlerini gezmesi sebebiyle bir adım önde sayılır.  İbn Battûta gezdiği birçok ülkede sosyal hayata karışmış, evlilikler yapmış ve hâtıralarını hiçbir şüpheye yer bırakmadan güvenilir birine yazdırmıştır (aş.bk.). Bu yönüyle Marko Polo’dan öndedir. Marko Polo’nun seyahatnâmesine birçok hayalî hikâye katıldığı bilinen bir husustur. Ayrıntıları asla ihmal etmeyen İbn Battûta eserinde insan unsuruna en fazla yer veren seyyahtır. Çeşitli milletlerin giyim kuşamı, âdetleri ve inançları hususunda ayrıntılara inmesi bazı araştırmacılar tarafından ilk antropologlardan (Abdullah Abdülganî Gānim, I, 116-171), bazılarınca da ilk etnologlardan sayılmasına yol açmıştır (Chelhod, sy. 25 [1978], s. 5-24). İbn Battûta, gezdiği ülkelerin coğrafyası ve ekonomisi hakkında da ayrıntılı bilgiler verir. Fakat klasik bir coğrafyacı olmadığı için mesafeleri belirtmemiş, sadece yolculuğunun kaç gün tuttuğunu kaydetmiştir. İncelediği ana unsur insan olduğundan pek çok şehri “binaları sağlam, mescidi küçük” yahut “köhne bir kapısı var, kalenin iç kısmı boş” tarzında klişe cümlelerle geçiştirmiştir. (Kaynak: İslâm Ansiklopedisi İbn Battuta)

İbn Battuta Gezi Kitapları – İbn Battua Seyahatnameleri

İbn-i Batuta, Orta Çağın en büyük seyyahı ve Rıhlet-ü İbn Battûta diye bilinen 2ciltlik İbn Battuta seyahatnâmelerinin yazarıdır. Mensubu olduğu Levâte kabilesi Berberî asıllı olup Berka’dan Tanca’ya göçmüşlerdir. Maliki mezhebine mensuptur.

2.Marco Polo

Marco-Polo
Marco Polo

Marco’nun babası Nikola ve amcası Matteo, Korkula’da bir ticari alım satım ofisi açarlar. Korkula onların işlerinin başlangıç noktasıdır ve Marco Polo da burada doğar. Polo’nun babası ve amcası işlerini Asya’nın içlerine kadar ilerletirler.Crimea’nın Sudac kentinde de bir ofis açarlar. Aslında onların merkezleri Constantinople’dır. Çünkü burası Korkula’lı iş adamları tarafından iş ve dinlenme amaçlı kullanılan bir yerdir. Matteo ve Nikola, İran ile de ticaret yaparlar. Suriye’ye ve Irak’a giden az bilinen yollardan haberdarlardır. Basra körfezinin kıyılarını, inci bulunabilecek bölgeleri, kürk tüccarlarını Güney Sibirya’ ya götürcek rotayı biliyorlardır. Önde gelen Tatar iş adamlarıyla bağlantılar kurarlar ve Kubilay Kaan’nın Sarayına kadar girerler. Marco Polo doğmadan önce bu yolculuğa çıkarlar ve ailelerini geride bırakarak Uzak Doğu ya doğru ilerlerler.

15 Eylül 1254 tarihinde Venedik’te doğan İtalyan Gezgin Marco Polo tarihteki en ünlü gezginlerden biri olarak kabul edilir. Bazı kaynaklar Marco Polo’nun aslında Macar olduğunu ve Dalmaçya’nın Korcula adasında doğduğunu bu ada o zaman Venedik protektorası olduğu için Venedikli ve İtalyan bilindiğini söyler. Babası ünlü bir tüccar olduğu için çocukluğunu Akdeniz ve Karadeniz’de seyahat ederek geçirmiştir. Marco Polo Çin’e ulaşan ilk İtalyan tüccar değildir ancak tecrübelerine ilişkin detaylı bir kitap bırakması Dünya çapında tanınmasını sağlamıştır. Bu kitap Kristof Kolomb ve birçok diğer gezgine ilham vermiştir. Son sözleri ise “Kimse bana inanmayacağı için gördüklerimin yarısını bile anlatmadım” olmuştur.

İpek yolunun en ünlü yolcusu olan Marco Polo, seyahatnamesinde yazdığına göre Kubilay Kaan için çalışır. İran’dan başlayarak karadan  Pamir Dağları’nı, tehlikeli Taklamakan Çölü’nün güneyini geçer.Dönüşünü Güney Asya’da Çin üzerinden deniz yoluyla yapar  ve Hormus’a  gelir. Akdeniz’e gelince buradan kara yoluyla seyahatine devam eder.Marco seyahatnamesini Cenovalı yetkililer tarafından hapse atıldığında ünlü bir roman yazarına yazdırır.Gözlemlerinin bir çoğunu  kesin olarak  doğru kabul ediyoruz. Bazılarının ise doğru olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar onun Çin’in Moğol hükümdarları ile  ilişkisinin olduğunu bilsek de  Polo Çin toplumu hakkında sessiz kalmayı yeğlemiştir. Marco Polo’nun kitabı Avrupa da Rönesans döneminde çok tanınır duruma gelmiştir ve gelecekte gerçekleşecek gezilere ve keşiflere bir çeşit teşvik edici olmuştur.

Polo onbeş yaşına girdiğinde babası ve amcası döner. Bu arada annesi de ölmüştür.İki yıl babasıyla beraber Venedik de yaşar. 1271’in sonunda Papa Tedaldo‘dan Büyük Kaan için değerli hediyeler ve mektuplar alırlar ve tekrar Doğuya doğru yola çıkarlar. Bu defa yanlarına Polo’yu ve iki keşişi alırlar ama savaş bölgelerine girince keşişler geri döner.Marco Polo ise yolculuğa devam eder. Ermenistan’dan, İran’dan, Afganistan’dan, Pamirler’den ve Çine kadar İpek Yolu üzerindeki her yerden geçerler.Marco Polo Avrupa’ya kağıt para ve kömür hakkında fikirler ve kendisinin gitmediği ülkeler hakkında (Japonya ve Madagaskar) gidenlerden aldığı raporlar getirmiştir ve bunlar onun başarılarından sadece bir kaçıdır.

Marco Polo Gezi Kitapları – İbn Battua Seyahatnameleri

Marco Polo’nun Geziler Kitabı, The Travels of Marco Polo, book of ser marco polo, the venetian

2.Evliya Çelebi

evliya-celebi
Evliya Çelebi

Asıl adı Derviş Mehmed Zillî ‘dir. Hicri 10 Muharrem 1020, Miladi 25 Mart 1611’de İstanbul’ da doğmuştur. 1682 yılından sonra öldü.Çok iyi bir eğitim aldı. 25 yaşında hafız oldu. Enderun’da tahsil gördü. Büyük bir aileden gelmekteydi. Babası Derviş Mehmed Zillî, sarayda kuyumcubaşıydı. Evliya Çelebi’nin dedesi Kara Ahmet Bey’in dedesi olan Yavuz Özbek (Er), Fatih Sultan Mehmed’in akıncılarından olup fetih ganimeti ile Unkapanı’nda yüz dükkân, bir cami ile beraber bir ev yaptırmıştır. Eski adıyla Sağrıcılar Camii olan bu cami Yavuz Sinan Camii’dir. Teyzesi Melek Ahmed Paşa’nın validesi olduğu için Melek Ahmed Paşa’nın himayesinde bir çok geziye katıldı.

Evliya Çelebi Seyahatlere Başlaması

19 Ağustos 1630, 1040 Muharrem ayının Aşure Gecesi  rüyasında İstanbul’da Yemiş İskelesi civarında Ahi Çelebi Camii’ndedir. Orada muazzam bir cemaat vardır. Cemaatin başında Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa Sav. yanında dört sadık halifesi ve diğer ashabı da hep oradadır. Hz.Peygamberimiz Muhammed sav’in yanına gidip ondan şefaat dilemek arzusundadır. Ama bir türlü cesaret edip de gidemez. En sonunda bir cesaretle gidip “Şefaat ya Resulullah” diyeceğine, “Seyahat ya Resulullah” der. Böylece 50 yılı aşkın süreyle Avrupa, Batı Asya ve Mısır topraklarını gezeceği Seyahatnâme adlı 10 ciltlik eseri yazacağı tehlikeli ve bazen de sıkıntılı geçecek yolculuğu başlar. 42 yıl boyunca yaptığı seyahatleri sonunda 10 cilt olan Seyahatname eserinde ele almıştır. Eserinde diğerlerinden farklı olarak kronolojik ve Coğrafya’ya göre sıralama yapmıştır.

  1. 1630 – İstanbul ve çevresi
  2. 1640 – Anadolu, Kafkaslar, Girit ve Azerbaycan
  3. 1640 – Suriye, Filistin, Ermenistan ve Rumeli
  4. 1655 – Doğu Anadolu Bölgesi, Irak ve İran
  5. 1656 – Rusya ve Balkanlar
  6. 1663/1664 – Macaristan’da askeri seferler
  7. 1664 – Avusturya, Kırım ve ikinci kez Kafkaslar
  8. 1667-1670 – Yunanistan ve ikinci kez Kırım ve ikinci kez Rumeli
  9. 1671 – Hac için Hicaz, Mekke ve Medine
  10. 1672 – Mısır ve Sudan