Vakia suresinin saymakla bitmeyen faziletleri

27 62.149

Vakia suresinin saymakla bitmeyen faziletleri

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim her gece Vakıa Suresini okursa, ona asla fakirlik isabet etmez.”

Abdullah ibni Mes’ud (Radıyallahü Anh) vefat edeceği vakit müminlerin emiri olan Hazreti Osman (Radıyallahü Anh) onu ziyarete gelir. Ona “Neden şikayetin var?” deyince, o şöyle der: “Doktor beni hasta etti. Artık bana kim derman olabilir.” O zaman Hazreti Osman (Radıyallahü Anh): “Sana devlet hazinesinden maaş bağlatayım mı? deyince, O: “İstemez” der. O zaman Hazreti Osman (Radıyallahü Anh): “Arkanda kızlar bırakacaksın onlara lazım olur” deyince, Abdullah ibni Mesud (Radıyallahü Anh) yukarıda zikredilen hadisi şerifi rivayet ederek: “Ben kızlarıma her gece Vakıa Suresini okumalarını emrettim, onlarda buna devam ediyorlar. Dolayısıyla onlarda muhtaç olmazlar” der.

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Vakıa Suresi, zenginlik suresidir. Onu okuyunuz ve o sureyi kadınlarınıza ve çocuklarınıza da öğretiniz.” Rivayet Edildi ki:

Bu sureyi okumaya devam eden kimse, fakirlikten emin olur, dünya kendiliğinden ayağına gelir.

Her gün sabah ve akşam bu sureyi okuyan kimse hayatı boyunca açlık ve susuzluk acısı nedir bilmeden dünyadan göçer. Hayatı boyunca başka hiçbir tehlike yüzü de görmez.
İkindi namazından sonra 14 defa okunursa, rızık yağmur gibi yağar, Allah’u Teala işlerini kolaylaştırır.Bu bereketli surenin her gece akşam namazından sonra okunması tavsiye edilmiştir.Rızık, fakirlik ve yoksulluktan kurtulup zenginlik nimetine kavuşmak için okuyanlar,akşam namazından sonra okumaya devam etmelidirler.

Bu sureyi ara vermeksizin 40 gün 40 defa okuyan kişi, asla fakirlik çekmez. Allah’u Teala o kişiye yorulmadan ve günaha girmeden helal rızıklar nasip eder.

Ölmekte olan bir kişiye Vakıa Suresi okunursa, münker ve nekir meleklerinin suallerine kolaylıkla cevap verir. Ariflerden bazıları demişlerdirki: “Ölmüş bir kimsenin üzerine Vakıa Suresi okunursa, meyyitin acı ve ıstırabı hafifler. Ölümle burun buruna gelen ve can vermekte olan ağır bir hastanın üzerine okunursa, imanla göçmesine vesile olur. Azrail (aleyhhisselam) da o kimseye karşı çok nazik davranır.

Abdestli olarak her gün sabah akşam bu sureyi birer defa okuyan kimse hayatı boyunca açlık ve susuzluk acısı nedir bilmez ve hiçbir tehlike yüzü görmez.”

İmam Kurtubi (Rahimehullah) buyuruyor ki: “Tohum ekerken E’üzü-Besmele’den sora Vakıa suresinin 63-64. ayetleri ve zikredilen duayı okumak müstehaptır. Ayrıca ekine isabet edecek zararın uzaklaştırılmasına vesile olur.

İdrar yollarında rahatsızlığı olan kişi, Vakıa Suresinin 5-6. ayetleri ile Hakka Suresinin 14. ayetlerini yazıp zemzem suyunun içinde beklettikten sonra içerse, bi-iznillah hastalığına şifa olur

  1. Merak dedi

    Ailemi başka bir şehire taşınmayı ikna edemiyorum bu duayı okursam işe yarar mi lütfen cevap verin

  2. editor dedi

    Merhabalar, Kurân-ı Kerîm dertlilere deva, hastalara şifa, borçlulara edadır. Dilerseniz bu sureyi veya yasin suresini okuyup niyetinizle duâ edebilirsiniz. Rabbim hakkınızda hayırlı olanı gönlünüze razı eylesin inşallah selametle..

    1. Merak dedi

      Teşekkür ederim cevabınız için inşallah

  3. Elif dedi

    40 gün 40 kere ara vermeksizin okunursa denilmiş bayanlar adet dönemine girecek o zaman sorun olmuyormu

    1. Omur dedi

      Ben okudum çok faydası ölürümde ev sahibi olamam derken 40 gun dolmadan rabbim ev nasip etti bi hoca bana dedi 41 gün boyunca oku adetlenirsen birine senin niyetin için okumasını şöyle yani yerine biri okuyacak bide hamimlerde çok dua edin

    2. editor dedi

      20 gün sıhhatlisiniz okudunuz. 7 gün âdet oldunuz. Arkasından 20 gün daha okuyabilirsiniz. Böylece 40’a tamamlamış olursunuz. Tıpkı bilerek oruç bozan kişi altmış gün keffaret orucu tutarken nasıl adet bitince ara vermeden devam ediyorsa vakia suresi okurken de aynı şekilde okuyabilirsiniz. Rabbim cümlemize bol bol okumayı nasip eylesin.

  4. Ayşegül dedi

    Allahımın izniyle sabah öğle ve ikindi namazimin ardından her gün okuyorum ben namaza bir aydır başladım inşallah Rabbim niyetimi kabul eder borcum çok maaşım yetmiyor Rabbim yardimina ihtiyacim var doğrusu bu mudur yoksa başka vakitlerde okumam lazım bana doğru olanı söylermisiniz

    1. editor dedi

      Merhaba Ayşegül Hanım; niyetiniz çok önemli. Niyet sadece borç ödemek için olmamalı. Borçlarınızı bitirince de bırakmayın. Günlük Kur’ânı Kerim okumak zorundayız. İlla şu vakitte okunacak diye düşünmeyin. Sabah, öğle, akşam Allah rızası için okumaya devam ediniz. Allahın izniyle inşallah rabbim borçlarınızı ödeme kolaylığı versin inşallah.

      1. Ainur dedi

        Merhaba bende aynı soruyu soruyorum kadınlar adetliyken nasıl okunacak 40 gun bırakmadan demişsiniz

        1. editor dedi

          20 gün sıhhatlisiniz okudunuz. 7 gün âdet oldunuz. Arkasından 20 gün daha okuyabilirsiniz. Böylece 40’a tamamlamış olursunuz. Tıpkı bilerek oruç bozan kişi altmış gün keffaret orucu tutarken nasıl adet bitince ara vermeden devam ediyorsa vakia suresi okurken de aynı şekilde okuyabilirsiniz. Rabbim cümlemize bol bol okumayı nasip eylesin.

  5. Canan dedi

    Ben yatsı namazından sonra okuyorum. Sadece yatsı namazlarını kilabiliyorum. Diğer vakitlerde çalışıyor oluyorum. Kabul olunur mu?

    1. editor dedi

      İnşallah Allahın izniyle diğer namazlara da en kısa zamanda başlarsınız. ALLAH rızası için okumaya devam edin. Bi iznillah faziletlerini görürsünüz.

  6. Ömer dedi

    Merhaba işsizim aylardır iş bulamıyorum evlenecem işsizlik ve parasızlıktan dolayı kılımı kıpırdatamıyorum bu sureyi okısam her gece güzel iş sahibi olurmuyum

    1. naz dedi

      peygamberimiz bu süreyi okuyun demiş vardır elbette hikmeti … şüphe etmeden okuyun ben çok faydasını gördüm … borç için okuyun, iş için okuyun allah rızası için okuyun rabbim geri çevirmez … okuyun ve mucizenizi bekleyin … allahıma binlerce şükür olsun

  7. sevda dedi

    ben vakia suresinin faziletini bu yazıyla öğrendim yazandan allah razı olsun

  8. Esma dedi

    Merhaba elif hanımda demiş aynısını bende diyorum 40 gün 40 gece biz kadınlar için nasıl olucak

    1. editor dedi

      20 gün sıhhatlisiniz okudunuz. 7 gün âdet oldunuz. Arkasından 20 gün daha okuyabilirsiniz. Böylece 40’a tamamlamış olursunuz. Tıpkı bilerek oruç bozan kişi altmış gün keffaret orucu tutarken nasıl adet bitince ara vermeden devam ediyorsa vakia suresi okurken de aynı şekilde okuyabilirsiniz. Rabbim cümlemize bol bol okumayı nasip eylesin.

  9. Nazlı dedi

    40 gün boyunca günde 1 defa mı okunacak peki

  10. Elif dedi

    40 günün herbir gününde 40 defâ mı okunack

    1. Tayfun Güleç dedi

      Her gün 40 defa okunacak.. Allah razı olsun borcu olanların çok faydasını gördüğü söyleniyor.

  11. Zeynep dedi

    40 günün herbir günü içinmi 40 defa okunucak?

  12. St dedi

    Merhaba arapcaya çok hakim değilim youtubedan dinlesem olur mu acaba

    1. editor dedi

      Arapça okuyan kişiyle birlikte siz de sesli olarak okuyabilirsiniz.

  13. Alper dedi

    14 defa okumanin fazileti ile alakali delil var mi islam dini deliller ile anlasilacak bir dindir delilsiz mesnetsiz yapilan ibadet ibadet olmaktan cikip bidate dönebilir bu hususa dikkat etmek gerekir.çünkü Allah rasulu (salllallahu aleyhi ve sellem) kim bir amel yaparsa ve bu bizim yapmadigimiz birşeyse o amel reddolunur.buyurmaktadir. Bu her mesele de boyledir mesela bugün kelimeyi sehadeti söyleyen insanlar su hadise yapışarak cennete girmeyi umuyorlar ” kim la ilahe illlallah derse cennete girer” doğru peki sadece dil ile söylese bu onu islam dairesine sokarmi elbette hayır. Bu kelimenin bazı şartları vardir onlar yerine gelmeden mucerred olarak bu kelimeyi nutketmek kisiye fayda sağlamaz. 1. Sart ilimdir. Kisi bu kelimeyi söylerken sehadet ederim ki diyor yani insan bilmedigi biseye sahitlik edebilir mi elbette hayir. Sizin bi davanız olsa sahit olarak davanızda size sahitlik etmesi icin yoldan gecen sizin durumunuzu bilmeyen birini mi çağırırsınız. Bu yuzden bu kelimeyi söylerken kişinin neyi inkar edip nasil bir ilahi kabul ettigini de bilmesi gerekir bu sart yerine gelmezse zanni iman olmus olur 2.şart ise tağutu inkar etmektir bununda delili bakara 256.bakınız. Peki bugun günümüzde tagutu bilmeden onu inkar nasil olacak ? Bugun insanlar tagutlara kulluk ile beraber Allaha da ibadet ediyorlar. Kisaca tağut Allaha karsi haddini aşan herşeydir. Ve. Reddedilmesi gerekir bu insan cin taş ağaç tahta parlemento ki bugün en baş inkar edilmesi gerekendir.olabilir

    1. editor dedi

      Niçin 2 rekat sabah, 4 rekat öğlen, 4 rekat ikindi, 3 rekat akşam, 4 rekat yatsı namazı farzı kılıyoruz. Olaya sayı olarak bakmayın. Sayı olarak bakarsanız her şeyin sayıdan ibaret olduğunu görürsünüz. Hz. Allah’ın izniyle Az ya da çok okumaya devam edelim. Delil konusunda peygamberleri, melekleri görüyor muyuz? ama iman ediyoruz ahiret gününü 5 duyu ile anlıyor muyuz? ama iman ediyoruz, kaderi el ile tutabiliyor muyuz? delil yok ancak Elhamdülillah iman ediyoruz. Tüm bunlar imanın şartları. Tağut konusunda evet bakara sûresi: لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ٢٥٦
      Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
      “Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah’a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.” buyuruyor.
      Tağut: Allahû Teâla (cc)’nın indirdiği hükümlere karşı ayaklanan (Tuğyan eden) her güce verilen ortak isimdir. Bunun şeytan olması, put olması, ideoloji olması veya bunların dışında herhangi bir şey olması mâhiyetini değiştirmez. İnsanoğlu ya iman edip Allahû Teâla (cc)’nın dini için cihad eder, ya küfredip (Kâfir olup) tağut yolunda savaşır. Sizin bahsettiğiniz Tağutlar Peygamber efendimiz sav den sonra her dönemde olmuş lakin karşısında dimdik duran İmam’ı Azamlar, İmam’ı Maturudiler, İmam’ı Gâzâlîler, İmam’ı Rabbânîler vb. İslâm alimi bulmuştur.

      Bu konularda bozuk itikada sahip Ehl-i Sünnete uygun olmayan kaynaklar yerine İtikat ve Amelde hak olan mezhepleri okuyabilirsiniz. Kısaca okuyabilirisiniz:

      1. İtikadi Mezhepler: İmanla-inançla ilgili konulardaki görüşler.

      2. Ameli Mezhepler: İbadet ve muamelelerle ilgili konulardaki görüşler.

      İTİKADİ MEZHEPLER

      İman esaslarını kabul etme konusunda bir çok görüş ve mezhep vardır. Bunlar da iki gruba ayrılır:

      a) Hak Mezhepler veya Ehl-i Sünnet Mezhepleri.

      b) Batıl Mezhepler veya Ehl-i Bid’at Mezhepleri.

      Ehl-i Hak veya Elh-i Sünnet, dinî yorumlarda Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ve sahabenin (r.anhüm) yolunu takip edip onları örnek alan, sahabe arasında ayrım yapmadan onları bütün olarak seven ve kabul eden mezheplerin adıdır.

      Ehl-i bit’at ise, yorumlarını daha ziyade kendi görüş ve fikirlerine dayandıran, ashaptan bazılarını sevgide aşırıya kaçan, bazılarına karşı da nefret duyan mezheplerin adıdır.
      ***

      HAK MEZHEPLER (Ehl-i Sünnet Mezhepleri)

      İtikatta Ehl-i Sünnet Mezhepleri ikidir:

      1. Eş’arî mezhebi

      Mezhebin kurucusu İmam Eş’arî’dir. Basra’da doğmuş, Bağdat’da vefat etmiştir. İmanla ilgili mevzularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikle bunların anlaşılmasında akla da yer veren bir mezhep anlayışıdır. Şâfiîler, Malikiler genelde Eş’ari mezhebindendir. Mezhep, Kuzey Afrika, Endonezya ve Hicaz’da yaygındır.

      2. Maturîdi mezhebi

      Mezhebin kurucusu, İmam Mâtüridî’dir. Kendisi Türkistan’ın Semerkant şehrinin Mâtürid köyündendir. Mâtüridilik, imanla ilgili mevzularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikte dinin anlaşılması konusunda aklı temel kabul etmiş bir mezheptir.

      Mâtürîdî akaidinin temelini İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin (rh. 80/699 – 150/767) içtihatları-görüşleri, bilhassa onun Fıkhu’l-ekber isimli eseri teşkil eder.

      Mâtürîdîler fıkıhta İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin (rh.) yolunu takip etmiştir. Hanefilerin büyük çoğunluğu Mâtüridî mezhebine bağlıdır.

      Mezhep, Türkiye, Balkanlar, Orta Asya, Hindistan, Pakistan’da yaygındır.

      Çoğunlukla Türkler fıkıhta Hanefi, itikatta ise Mâtüridi mezhebindendir.
      ***

      İtikatta bu iki hak mezhebe üçüncü olarak “Selefiye”yi ilave edenler olsa da buna gerek yoktur. Çünkü Ehl-i Sünnet’in tuttuğu, takip ettiği yol zaten selefin yoludur. Kaldı ki sonraları “Selefilik”, selefin yolu ve görüşleri olmaktan çok İbn Teymiye ve Muhammed b. Abdülvahhab’ın mugalatalarını-düşüncelerini yansıtır hale gelmiştir.

      Selefîler, ilk olarak Hicri 4. yüzyılda ortaya çıkmışlardır. Bunlar, amelde Hanbelî mezhebine mensuplardı. Görüşlerinin, Selefiye inancını canlandıran ve bu inanca ters düşen görüşlere karşı mücadele eden İmam Ahmed İbn Hanbel´e (rh.) ait olduğunu söylüyorlardı. Ancak Hanbeli mezhebinden olan bazı zatlar; onların bu görüşlerinin, Ahmed İbn Hanbel´e (rh.) ait olduğu hususundaki sözlerine katılmamışlardır.

      Selefiye inancı Hicrî 7. yüzyılda tekrar ortaya çıkmış ve bu de¬fa bu görüş, İbn Teymiyye tarafından ihya edilmeye çalışılmıştır. İbn Teymiyye, Müslümanları yoğun bir şekilde bu görüşü kabul etmeye davet etmiş ve kendine göre, zamanının gerektirdiği bazı düşünceleri (!) de Selefiye görüşüne ilave etmiştir.

      Daha sonra Selefiye inancı Hicrî 12. yüzyılda Muhammed b. Abdülvahhab tarafından Arap yarımadasında yeniden ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde de Vehhabîler, Müslümanları bu Ehl-i Sünnet dışı görüşe davet etmekte ve bu görüşleri şiddetle savunmaktadırlar.

      Hanbelî mezhebinde olduklarını iddia eden bu insanlar, bazı çok temel mevzularda Ehl-i Sünnet çizgisinden ayrı görüş ve inançlara sahiptirler. Mesela tevhid inancı yani Allah’ın birliği meselesi, şefaat, tevessül, rabıta, kabir ziyaretleri… gibi hususlarda işi, Sünnîleri tekfire kadar götürmüşlerdir. Bu akım Hicri 4. yüzyılda ortaya çıkmış ve bu görüşü benimseyenler, görüşlerinin, Ahmed İbn Hanbel´e ait olduğunu söylemişlerdir. Ancak Hanbeli mezhebinden olan bazı zatlar bu görüşlerin, Ahmed İbn Hanbel´e ait olduğu hususunda bunlara katılmamışlardır.

      Bâtıl Mezhepler (Ehl-i Bit’at Mezhepleri)

      Ehl-i bid‘at mezhepleri de ikiye ayrılır:

      a) Küfre düşmeyenler,

      b) Küfre düşenler.

      Küfre düşen bid‘at mezheplerinin temeli, İslam’ın ana esası olan âyet ve hadislerin görüşlerine uymayan, genellikle kişilerin kendi arzu ve hevesleri doğrultusunda uydurdukları iddialardır ki, bunların sayıları çoktur.
      ***

      AMELDE HAK MEZHEPLER

      Fıkıhtaki (ibadet ve amele dair olan konularda) ihtilaflar, akaitteki ihtilaflar gibi insanı bid‘at ve dalâlete götürmez. Nitekim fıkhî meselelerde ictihatların farklılığı ümmet için rahmat sayılmıştır. Böylece zaman ve mekânlara göre Müslümanlara genişlik-rahatlık ve kolaylıklar sağlanmıştır.

      Amelde hak olan dört mezhep sırasiyle şunlardır:

      1. Hanefî mezhebi

      Mezhebin kurucusu İmam-ı A‘zam Ebû Hanîfe’dir (rh.). Hicri 80 (M. 699) yılında Kufe’de doğmuş, 150’de (M. 767) Bağdat’ta vefat etmiştir. Aslen varlıklı bir aileden gelen İmâm-ı A‘zam hazretleri, ilim öğrenme ve öğretmenin yanında ticaretle de meşgul olmuştur. Ticari hayatı, günlük meseleleri iyi bilmesine, ihtiyaçları yakından tanıyıp problemleri kolay ve isabetli çözmesine yardımcı olmuştur.

      İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh.) ictihatlarında daima insanların ihtiyaçlarını, dinin inanç ve ameldeki maksadını, temel kriterleri dikkate alarak hareket etmiştir. Mezhebin en önemli özelliği, ayet ve hadislerin hükmü ile aklın yorumu arasında makul bir dengenin oluşudur. Dört ana şer‘î delilin yanında örf ve âdet gibi fer’î delilleri, kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş, kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasını düstur (ilke) edinmiştir.

      Kaynaklarda, İmâm-ı Azam’ın (rh.) dört bine yakın talebesinin olduğu ifade edilir. Bunlardan kırk tanesi ictihad yapabilecek seviyeye gelmiştir. İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed (İmameyn) rahımehümallah en meşhur iki talebesidir. Ebû Hanîfe (rh.), Ehl-i Irak fıkhının temsilcisidir. Mezhep ekseriyetle Türkiye, Balkanlar, Türkistan, Hindistan, Pakistan’da yaygındır.

      2. Mâlikî mezhebi

      Mezhebin kurucusu İmam Malik’tir (rh.). Hicri 93 (M. 711) yılında Medine’de doğmuş, 179 (M. 795) yılında yine Medîne’de vefat etmiştir. Mezhebin en önemli özelliği, İmam Mâlik’in, o günün ilim merkezi durumunda olan Medine halkının uygulamasına büyük ehemmiyet vermesidir. Ona göre, Medinelilerin ameli, mütevatir sünnet (en kuvvetli sünnet) hükmündedir. Mezheb genellikle Mısır ve Kuzey Afrika’da yaygındır. İmam Mâlik, ehl-i hadis veya ehl-i Hicaz fıkhının temsilcisidir.

      [b]3. Şâfiî mezhebi

      Mezhebin kurucusu İmam Şâfiî’dir. Hicri 150 tarihinde (M. 767) Filistin’in Gazze şehrinde doğmuş, 204’te (M. 819) de Mısır’da vefat etmiştir (rh.). İmam Mâlik’ten Hicaz fıkhını, Ebû Hanîfe’nin talebesi olan İmam Muhammed’den de Irak fıkhını öğrendi. Mezhebinin en önemli özelliği, âdeta Hanefî ile Mâlikî fıkhının terkibi/sentezi (birleşimi) niteliğinde olmasıdır. Şâfiî mezhebi genellikle Mısır, Suriye, Irak, Horasan’da yaygındır. Ayrıca Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde de epeyce mensubu bulunmaktadır.

      4. Hanbelî mezhebi

      Mezhebin kurucusu İmam Ahmed b. Hanbel’dir (rh.). Hicri 164’te (M. 780) Bağdat’da doğmuş, 204’te (855) de yine Bağdat’ta vefat etmiştir. İmam Ahmed b. Hanbel ibadet ve muamelat konularında iki ayrı usûl benimsedi. İbadetle ilgili hususlarda ayet ve hadislere çok sıkı sarılmakla birlikte, muamelat(3) konularında (günlük hayatın icapları) bir şeyin haram olduğuna dair ayet ve hadislerde açık bir delil yoksa, onun mubah olduğuna hükmederek daha serbest bir anlayış geliştirdi. Mezheb genellikle Hicaz, Filistin, Mısır gibi ülkelerde yaygındır.

      Bu dört hak mezhepten başka daha otuza yakın amelde hak mezhebin olduğu bilinmektedir. Ancak bunların bağlıları kalmadığı için kitaplarda sadece isimleri vardır.

  14. hasan dedi

    Vakia suresi derdime derman oldu bir kamu kurumunda sozlesmeli personeldim ve sozlesmem yillikti her sene yenileyordu ve o sene yonetim degisti bizi isten cikaracaklardi artik donus yoktu cunku isden cikarilmamiz meclise sunuldu meclise sunulan bir konu nasil sunulduysa oyle cikar oylanir ve kabul edilir yuzde 99 boyledir artik donus yoktu ben ufakran esyalarimi topladim vedalastim insanlarla isimiz bitti dedim tabi bu süreç baslamadan bir iki ay once vakia suresini baslamastim oyle birsey olduki olmayacak birsey oldu meclis üyelerinin hepsi nedensiz bir sekilde cikarilmamiza itiraz etti ve sozlesmemiz yenilendi rabbime cok sukur ben bunu hayatimda yasadim cunku birsey meclise nasil sevk edilirse istenen ne ise o kabul edilir istenen bizim cikarilmamizdi ama tam tersi oldu diger 14 konu nasil meclise geldiyse oyle oylandu kabul edildi sadece bize itiraz edildi rabbim onlarin kalplerine ilham etti bu surenin yuzu suyu hurmetine su an calisiyoruz cok sukur allah rizasi icin omumaya devam edin sadece is icin degil rabbimim rizasi icin devam edin

  15. Hasan dedi

    Engelli bir çoçuk üzerinde hangi süre okunmalı ki sıfaya kavuşşun

Yorum Yap!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.